ARAFTAKİ TÜRKİYE-İLKNUR ARAL GÜLEMEK
01 Mart 2026 09:17

Araftaki Türkiye 

Aydınlık ve karanlığın arasında bir yerlerdeyiz. Bu iki arada, “bir yanımız yaprak dökerken, bir yanımızın bahar bahçe” olduğu, mutluluk ve keder, huzur ve endişe, onur ve utanç duygularının birbirine karıştığı blr yaşam sürüyoruz. Halbuki, insanlığın gelişimine hizmet eden, bilimden sanata dair tüm konuların beşiği olmuş bu topraklarda hümanizm eşliğinde medeniyet hakimdi bir zamanlar. Cumhuriyetimizin ilanı ile başlayan Köy Enstitüleri eğitimi de bu medeniyetin yurdumuzun her blr köşesine nüfuz etmesini sağlayarak, köylerde yaşayan halkımıza yalnızca aydınlık, modern bir dünyanın kapılarını açmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik yönden güçlenmelerini de sağlıyordu. Mevlana, Yunus Emre, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli gibi Türk İslam Mutasavvıflarımızın zihinlere işlediği hümanizm kültürü ile de güzel dinimiz, sevgi, saygı ve muhabbet içinde yaşanıyordu. Hal böyleyken, bugünlere adım adım nasıl gelindiğini az çok hepimiz biliyoruz..
Günümüze baktığımızda ise, bir yanımız asrın batısında yaşarken, bir yanımız sıkı sıkıya Ortaçağ şartlarına sarılma azminde. Bir yanımız sevgiye, saygıya, doğaya ve doğayı oluşturan tüm varlıklara saygı duyarak çabalarını bu yönde ortaya koyarken, diğer yanımız kendi dışındakilere yaşam hakkı tanımamakta.. Tüm bunların sonucu olarak bir çekişme, bir kaos ve husumet ortamıyla geleceği net görülmeyen ülkemizde, herkes kendine bir yaşam alanı açma çabasında. Dışarıdan bakıldığında nasıl göründüğümüz bizler için bir merak konusu olurdu eskiden. Ya da ben öyle algılıyordum. Ama en azından bizleri “hâlâ fesli ve çarşaflı” olarak tanıtan tüm oluşumlara karşı, böyle olmadığımızı anlatmak için gayret gösterir, Atatürk Devrimlerini tanımış çağdaş Türkiye’ye yakışan modern yüzümüzle tanıyıp görmelerini isterdik.
Tüm bu çabaların blr kalemde silinip atılmasına sebep olan gelişmeler yaşanıyor bir süredir ve artık bizler, şu an ilimden, bilimden ve üretimden uzaklaşmış olarak, ne tam anlamıyla Batılı, ne Doğuya uyumlu, laikliği özümseyememiş, dinini dünyevi emeller için harcamış, kendimiz bile ne olduğumuza anlam veremediğimiz, Araftaki bir Türkiye’ye dönüştük. “Farkındalık ne kadar büyükse, umutsuzluk o kadar çok olur” diye bir söz var. İçinde bulunduğumuz karanlığı algılayan gözler bugün aynen bu umutsuzluğu taşıyor. Çünkü yalancı ışıktan gözleri kamaşanlara gerçek güneşin ne olduğunu anlatamamanın çaresizliğini yaşıyor. Kendi özünden uzaklaşarak başka başka kültürlere bağlanmaya çalışan milletlerin içine düştüğü boşluğun verdiği acı, Araf’taki bir ölünün hissettiği acıdan farksızdır. Huzurdan uzak blr kahır ve yalnızlık ortamı…
Yazık oluyor hepimize…
(

İlknur)

ETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

BENZER İÇERİKLER
Yorum Yaz