sv

SOKAK CANLARI-İLKNUR ARAL GÜLEMEK

06 Nisan 2026 15:07

Geçtiğimiz günlerde “sokak hayvanları”nı hatırlamaya çalıştık yine. Bizlerin aslında, yaşasınlar düşüncesini yüreğimizden çıkarmadığımız, bazılarının da yok etmek niyetiyle asla unutmadıkları o masum varlıkları..

Hayvan sevgisi, yüreğini açık tutan için geç de olsa öyle bir geliyor ki insana, bunun en iyi örneğini kendimde gözlemledim. Tabii ki nefret etmiyordum onlardan, ama umursamıyordum da. Nasıl aşama aşama onlar için de yüreği titreyen bir kişi haline geldiğimi şöyle anlatmıştım. Sonrasında sokak hayvanlarının uyutulması konusu ve yaşadığım hayal kırıklığını ve bu konu ile yaptığım durum tespitlerimi yazılara dönmüştüm. Şimdi bunları yeniden paylaşmak istiyorum. Paylaşmak istiyorum ki, onları sevmenin ne denli güzel, cennet mutluluğuna ne denli eş değer olduğunu tekrar vurgulayarak kendimce bir hatırlatma da ben yapayım;

-Bölüm1-

Apartmanımızın kapısından ve çevresinden hiç ayrılmayan köpekcanlarımız var. Hemen her gün buralardadırlar yani. İki beyaz, blr siyah. Devamlı beraber gezerler. Konu komşu yiyecek verir onlara. Hiçblr taşkınlıkları olmaz asla. Market poşetleri ile geldiğimizi gördükleri zaman poşetleri koklamaktır tüm yaptıkları. “Poşette bugün sizlere göre blrşey yok” dediğimde de, sanki söyleneni anlamışlar gibi, efendi efendi uzaklaşırlar. İnanılır gibi değil, bunca laftan anlamaz insanın bulunduğu bu dünyada onların böylesine anlayışlı davranmaları. Tabii üzülürüm o an, çıkarıp verecek bir yiyecek olmadığına ve eve çıkınca hemen ne bulursam içine ekmek doğrar inerim yine aşağıya.. Böylesine halis munis varlıklar..

Tam sevilesi..

Bir gün yine markete gideceğim, trafiğin rahatlaması için kaldırımda bekliyorum. Elimi yalayan birşey hissettim, döndüm baktım, bizimkilerden iri beyaz olanı. En sokulgan olan odur zaten. Neşeyle “kolay gelsin” diyerek başını okşadım. Marketin yarı yoluna kadar da takip ederler bazen. Dönüşte onlar için de blrşeyler aldım, tabii üç taneler. Doyabilmeleri için ekmek de aldım. Parçalayarak koydum önlerine. İşte bu yazıyı yazmamın sebebi burada. Bizim iri beyaz köpek ne yaptı, biliyor musunuz?..

Patisini uzattı, tuttum, tokalaştık. Bana teşekkür ediyor!!.. Sonra ensesinden sevmeye başladım. Ben sevdikçe memnuniyetle boynunu uzatıyor, fakat gözlerinden adeta hüzün okunuyordu. Ya da bana öyle geldi. Sokaklarda nasıl zor blr yaşam savaşı verdiklerini tahmin edebiliyorum. En önemlisi de sevgiye açlar.

O an kendimi tutmasam boynuna sarılıp kucaklamak geldi içimden ve dua ettim, bu canlardaki bu duyarlılık bütün insanlara da nasip olsun diye..

Buraya kadar çok normal anlattıklarım. Konuyu ilginç kılan, bu güzel varlıklara karşı (onlara hayvan demeye dilim varmıyor) , bende son yıllarda meydana gelen davranış değişikliği. Tabii yine seviyordum, ama karşıdan. Korkuyordum biraz da açıkçası..

Burnu ile beni dürten blr köpekten ürkerek kendini trafiğin ortasına atmış, ayak ucumda uyumak isteyen blr kediden, beni uykumda tırmalar düşüncesi ile yanımdan uzaklaştırmış bir insandım ben önceleri..

Aslında onlar anlamış bendeki gizli sevgi potansiyelini de ben onlardan daha geç çözdüm kendimi. İyiki de çözmüşüm. Onların sevgisinden duyulan mutluluk, alınan haz bambaşka. Dünyadaki hiçbir sevgiye, hiçbir merhamete benzemiyor. Hep yeryüzü cennetinden söz ederim ya, bu sevgi de blr cennet huzuru adeta. Herkesin, ama herkesin bu huzuru, bu mutluluğu yaşamak için kendisine şans tanıması gerekir. Hayvan sevgisi insan gönlüne blr lütuftur diye düşünüyorum. Bu lütufa açık olanlara ne mutlu.

İlk haşır neşir olduğum can, rahmetli Korsan’ımızdı. Bahçemizi bekleyen İngiliz Setter türü siyah beyaz bir dişi. Öyle İngiliz cinsi falan diye seçerek satın aldığımız sanılmasın. Daha birkaç aylık yavruyken kendisi geldi bize. Önceki sahibi bahçedeki ürünlere zarar veriyor diye atmış onu. Sevdik, besledik ve bizimle kaldı o da. Evini kendi seçmiş oldu. Önceleri dokunmaya çekinirken, daha sonra tüylerine yapışan pıtıraklarını bile temizliyordum. Rahatça temizlemem için hiç kımıldamadan duruyordu önümde. Kedilerle çok iyi geçiniyor fakat onun yanında sevmeye kalkıştığımız zaman kovalıyordu kedileri. Çok seviyordu bizi, paylaşmak istemiyordu, biz de onu çok seviyorduk..

Sonra yazlıktaki kediler, kucağımdan inmeyenler.. derken yavrularımın minik kedisi de blr milat oldu benim için. Halbuki çekinerek söylemişlerdi evlerine kedi aldıklarını. Çünkü o zamana kadar, “evde kedi-köpek olmaaazz” diyerek hep itiraz etmiştim. Bir tanıştık minik Daria ile, hemen kaynaştık. Oyunlar oynadık, bazı geceler kucağımda uyuttum onu. Kucak olmayınca miyavlayarak geziniyordu ortalıkta.. Zor bile geldi bırakıp da ayrılmak o zaman.

Sonra da bizim Mişa’mız.. O da kendisi geldi bize daha yavruyken. Yine siyah beyaz bir dişi. Dünyalar tatlısı. Kucağımızı, kapımızı açtık ona da. Evimizdeki bu şeker kızımız da bizim için mutluluk ve neşe kaynağı şimdi. Her sabah onunla blr sevgi seansımız var. Uyandığımı anlar ve hemen üzerime çıkar. Başlar masajlar, yüzünü yüzüme sürmeler, sonra göğsümde mırıl mırıl yatmalar. O ne zaman kalkarsa, ben de o zaman kalkarım. Kıyamam rahatını bozmaya. O mutlu, biz mutlu. Şimdi onsuz bir hayat düşünemiyoruz bile.

Sevginin, sevmenin her hali güzel, her hali yüce.. Sadece para ile sahip olduklarımız değil, ruhumuzu besleyip yüceltecek olan asıl sevilesi şeyler, hayatın ve doğanın bize sundukları. Yaşamla bütünleşmenin, ebedi huzura kavuşmanın yolu. Bunu bilene, tadana ve yaşayana da ne mutlu..

(✍️İlknur)✍️

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

SOKAK CANLARI-İLKNUR ARAL GÜLEMEK

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co

“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”