
AŞKIN PEŞİNDE
Porsuk çayının kenarında, İmkânsız bir aşkın izini sürüyorum. Yanlış anlaşılmanın, kendini anlatamamanın hüznüyle bakıyorum çevredeki ağaçlara, geçen insanlara ve yalnızlığım ile doluyor kalbim.
Onu arkada bırakıp telaşla uzaklaştıkları merdiven basamağında korkularını dindirip ona sarılmak istiyorum. Nerede acaba? Ağır ağır yürüyorum caddede, nereye gitmiş olabilir? Ben olsam nereye giderdim? Gidebileceği yönlere bakıyorum. Ben seni yanlış anlamayacak, seni seveceğim. Ben bulamazsam sen bulabilir misin beni?
Porsuk usulca akıyor. Zihnimde bu şehrin şairinden dizeler;
“Nehir denize akar sabırla,
Sevdanın sonu yok,
Yoksa var mı?”
Yoksa var mı sorusu yankılanırken aklımda, -Hayır- diyerek kaldırımları adımlıyorum. Şiirin ” Her aşk kendi hikâyesini yazar.” dizesiyle bittiğini anımsayarak gülümsüyorum.
Adımlarım beni Köprübaşına sürüklüyor. Balık tezgâhlarının önündeyim. Burada işi olmaz diye düşünsem de bir umut etrafı kolaçan ediyorum. Burayı kediler mesken tutmuş. Kedilerden pek haz etmezsin bilirim. Hava öyle soğuk ki, görsem seni bitse bu arayış. İki hikâyenin birleştiği o ana dalıyor gözlerim. Ve bir öykü sesleniyor…
“Sanki beni duymuş gibi, “İstersen bekleme abla.” diyor. “Sana daha çok var. Boşuna üşüme. Git, işini gör, dönüşte alırsın.”
“???”
Tam kırılma noktandan yakalandın! Şimdi ne olacak(..) Hanım?!”
Çukurçarşının merdivenlerinde buluyorum kendimi. -Şimdi ne yapacağım?- çarşı öyküdeki gibi değil…
“Çukur çarşının merdivenlerinde, renginin beyaz olduğu üç şahit ile anca ispatlanır-yalnız pis bir kedi yalanıyor. Sanırsın çarşıda balıkçı. “
“Kız yürümeye başlıyor ciğercinin yanından, ince köprüden; Bayat Pazarına doğru, Kebapçı Hüsmen ile baharatçıların arasından eve giden en kestirme yolu.”
Yola çıktığımdan beri rast geldiğim adamı yanı başımda buluyorum. Sanki beni takip ediyor. Esnaf alışkın belli. Duyulmuyor sanki, oralı değil kimse. O öyküdeki adam…
” Hava soğuk olmasına rağmen, paltosunun önü açıktı. O gün yine onu, Reşadiye Camisi’nin karşı kaldırımında yanında yürürken gördü.
-Yatak limon, yatak limon! Torbası 40 lira!
-Limon lazım mı abiler? Yatak limon…
Diye bağırıyordu.”
Kulağımı seslere kapatıp mantomun önünü ilikliyorum. Adalara dönüp bir kafede içimi ısıtsam iyi olacak. Hızlansam üşümem azalır belki. Daha önce de bahsini işittiğim suyun kenarında ki kafeye gözüm ilişiyor. Bahçesi ayrı içi ayrı cümbüş. Kitap raflarının dizili olduğu ikinci kata çıkıyorum. Manzaram Porsuk çayı, bahçede oturanlar ve gelip geçenler. Dışarısının tantanası ulaşmıyor, kahve eşliğinde kitap okunacak ne güzel yer. Kahvem geliyor. İki kişilik masada yalnız bir adam dikkatimi çekiyor. Tüm dünyayı unutmuş habire bir şeyler yazıyor. Yanına iki gencin gelişini ve asılan suratını görüyorum. Durumdan hoşnutsuz ama yine de gençlere nazik olmaya çabalıyor. Yazdıklarını bir kenara bırakıp sabrettiği öyle aşikâr ki. Gençler gidince defterini yeniden açıyor.
” Ya ben? Ya öyküm? Bitti. Evet, inanması güç ama gerçekten bitti. Masada kaç saat daha öyle oturdum bilmiyorum ama öykümü bir türlü toparlayamıyorum. İşin kötüsü öylesine bendeydi ki öykü. Hep yaptığımı yapıp not tutmaya bile gerek duymamıştım. Oysa defterim her zaman ki gibi cebimdeydi. Çaresiz eve geldi. Bende kalan öyküyü yazacak ve boşlukları da bildiğimce tamamlayacağım. Yazıyorum…”
Merakıma yenik düştüğümde ağustos başıydı. Nasip ise bugüne, kasım ayının ortalarınaymış. Nihayet gelebilmiş ve aşkın izini sürerken kitaplarla, Eskişehir sokaklarını dolaşıp durmuştum. Anlatıldığından daha güzeldi.
Onu bulamadım ama, aşkın aramakla bulunamayacağını anlamıştım. O efsun davetsiz gelen ve söylemeden gidendi. Hepsi beni Eskişehir’e çağıran öykülerin ve şiirlerin yazarları ile aynı yerlerde buluşmuştum. Kahvem bitti. İçim ısındı.
İmkânsız aşk kitabın sayfalarında kalmıştı. Aşka ve insanlara inancım tazelenmiş olarak ayrılıyorum Eskişehir’den. Kitap rafımda Gürcan Banger, Tayfun Ak, Hakan Seyrekbasan, Güngör Kibaroğlu ve Münevver İzgi’nin göz kırpan cümleleriyle yola çıkmıştım ve artık biliyorum; bu yolculuk, bir imkânsız aşk kadar gerçekti.
AŞKIN PEŞİNDE-SÜREYYA GEÇİCİ
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co
“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”
Yorum Yaz