sv

HERMANN HESSE’NİN ESERLERİNDE SONBAHAR, İHTİYARLIK VE ÖLÜM

01 Eylül 2026 22:35

HERMANN HESSE’NİN ESERLERİNDE SONBAHAR, İHTİYARLIK VE ÖLÜM

Birbirinden çok uzak coğrafyalarda, bambaşka zaman ve mekanlarda gözlerini dünyaya açsa da insanoğlunun nihai kaderi hep aynı. Doğmak, büyümek, yaşlanmak ve en nihayetinde ölmek. Bu devreler içinde insanı en çok ürküten ve düşündüren devre hiç şüphesiz “ihtiyarlık çağı” olmuştur. Hız odaklı, enerjinin ve gençliğin kutsandığı, yavaşlığın, sükunetin ve tefekküre dayalı bilgeliğin dışlandığı günümüz dünyasında yaşlanmak her insanın içten içe yaşadığı bir korku halini aldı. Yüzde beliren ince bir çizgi milyonlarca insanın en büyük korkusu artık. O kaçınılmaz dönemi geciktirebilmek için dev bir endüstri kuruldu, durmaksızın işliyor, sürekli yeni ürünler sürüyor piyasaya. Kırışık karşıtı kremler, sarkmaları düzeltmek için ameliyatlar, iğneler…Genç kalma, genç görünme uğruna akıtılan paralar… Ne var ki her insan ihtiyarlık çağına ulaşma “şansı”na sahip olmayabiliyor. Hayatın bu evresine ulaşmayı başarabilen “bahtiyar” insanlar gençlikten olgunluk dönemine, oradan yaşlılığa geçiş döneminde ne gibi duyusal ve duygusal inişler çıkışlar yaşamışlar, neler hissetmişler ve bunu nasıl yazıya dökmüşler ? Edebiyatın hiç şüphesiz en varoluşsal sorunlarından birini teşkil eder ihtiyarlık konusu. Dünyanın farklı köşelerinde, farklı zaman ve mekanlarda yaşamış ve yaşayan yazın insanları bu konuyu sıkça irdelemiş, ızdıraplarını, korkularını ve bu korkulara karşı geliştirdikleri savunma mekanizmalarını bizimle cömertçe paylaşmışlardır.

Yaşlılık ve ölüm üzerine çokça kafa yormuş, mürekkep akıtmış, yaşlılığa geçiş sürecini doğadan benzetmeler ve betimlemelerle gözalıcı bir tarzda yansıtabilmiş sanatçılardan biri 1946 yılında Nobel Edebiyat ödülünü alan şair ve yazar Hermann Hesse’dir (1877-1962). Alman kökenli İsviçreli bir şair ve yazar olan Hermann Hesse’nin eserlerinde yaşlılık ve ölüm temaları önemli bir yer tutar. Gençlikten yaşlılığa geçişi anlatırken mevsim geçişlerinde doğada yaşanan değişimlere sıklıkla atıfta bulunur yazar. Yaz mevsiminden sonbahara geçiş, olgunluk döneminden ihtiyarlığa evrilmeyi simgeler. Meyvelerin olgunlaşması, yaprakların açık yeşilden koyu yeşile dönmesi, hasadın yapılması ve ardından havaların serinlemesiyle doğada gerçekleşen dönüşümler insan ömrünün bir döneminden diğer dönemine geçişini çağrıştırır.

“Sonbahar tüm mekanı dolduruyor, gölgeler daha bir belirgin; renklerini yitirmiş, fakat dış çizgiler netlik kazanmış; daha dün dipdiri ve hayat dolu bir insan iken, hastalık, acı, hayal kırıklığı çeken ; aniden yüzünü, içindeki çürümenin gizli emarelerini barındıran ufacık kırışıklıkların kapladığına tanıklık eden elli yaşındaki bir adam gibi…”

Yazar “İhtiyarlığa Övgü” adlı yapıtında sonbaharı tasvir ederken doğada meydana gelen değişimleri dile getirerek, elli yaşındaki bir adamın bünyesinde meydana gelen değişimlere atıfta bulunuyor. Bu değişimi “çürümenin gizli emareleri” sözüyle ağır adımlarla, günden güne yaklaşan ölüme bağlıyor.

Yine aynı kitapta, “ Bu yıl, yaz hoyratça ve dramatik bir şekilde bitecekmiş gibi görünmüyor… Sanki usulca, yavaş yavaş, ihtiyarlayarak ölmek istiyormuş gibi bir izlenim veriyor.” Derken doğada meydana gelen değişim, insanlık halleriyle iç içe geçmiş bir şekilde ifade ediliyor.

“Ormanın sonbahar karşısında dayanması, yazın kaçınılmaz ölüme direnmesi gibi! İnsan varoluşunun doruk noktasına eriştikten sonra düşüş başlar ve ölüme karşı savaşır; yaşın getirdiği olumsuz değişimlere, karşılığını kendi benliğinde bulduğu evrenin soğumasına, kanına nüfuz eden soğuğa karşı mücadele eder… Bu vesileyle ölme sanatını korkuyla öğrenir.” sözleriyle aslında ölüme açılan nihai kapı olan ihtiyarlık dönemini mevsim geçişlerine atıfla anlatır.

Yazar için sonbahar doğanın ihtiyarlık dönemidir. Ölüm yakındır. Doğa tüm olanaklarıyla bu kaçınılmaz ölüme direnir. Doğanın sonbaharda ölüme direnmesi gibi insan da varoluşunda doruk noktaya ulaştıktan sonra, her gün bedeninde ve ruhunda hissettiği olumsuz değişimlerle kendini hissettiren, günden güne yaklaşan ölüme karşı mücadele eder. İhtiyarlık aslında insanı bir anlamda ölüm düşüncesine alıştıran ve onu ölüm korkusuyla yüzleştiren nihai dönemdir Hesse’ye göre.

Yazarlığı yanında kalemi güçlü bir şairdir Hesse. “Sonbahar Yağmuru” başlıklı şiirinde doğadan güçlü betimlemelerle, hastalık ve yorgunluk gibi olumsuz sıfatlarla ve derin bir hüzünle sonbaharın mevsimlerin sonu olduğunu, arkadan ölümün takip edeceğini fısıldıyor.

“Ah, yağmur, sonbahar yağmuru,

Gri bir örtüyle sarmalanmış dağlar,

Son yapraklarını eğen yorgun ağaçlar!

Buğulu pencerelerden, sona eren yıl, hasta,

Hüzün dolu bir veda bakışı fırlatıyor.

Nemli paltonun içinde titreyerek,

Uyuyorsun. Ormanın kıyısında…”

Diğer bir şiiri “İtalya’ya bakış” ta ise Hesse, ihtiyarlığın ilk yıllarında, geçip giden zamana ve dünyaya bakarak, çektiği tüm acılara rağmen dünyaya olan sevgisini dillendiriyor:

“Hayatımın güz başlangıcında

Oturmuşum bir başıma,

Güzel, o denli de acımasız gözüne bakıyorum dünyanın…

Hep sevdiğim, her şeye karşın hala sevdiğim dünyanın.”

“Hayatının güz başlangıcı” deyimiyle, yine sonbaharın başlamasıyla ihtiyarlık çağı arasında paralellik kuruyor.

“Evler, Tarlalar, Bahçe Çiti” şiirinde ise hızla gelip geçen zamanın ve yaklaşan ölümün uyandırdığı korkuyu haykırıyor şair ve yazar Hesse. Aslında tüm insanlığı yaşamının bir döneminde meşgul eden bu korkunun, şairin bizzat kendisine mahsus bir korku olup olmadığını sorguluyor:

“Farkım ne böyle sizlerden?

Gerçeği söyleyin, mutlu musunuz, huzur içinde misiniz?

Tek ben miyim acı çeken zamandan, korkudan ve ölümden?”

Hayır, şüphesiz tek Hesse değil geçen zamandan, yaklaşan ölümden muzdarip olan. İnsanoğlunun daha doğduğu andan itibaren alnına yazılmış kaderi olan ölümün bilinmezliği ve onun ilham ettiği korku, her birimizin bilinçaltında derinden derine varlığını sürdürüyor. Büyük yazar ve şair Hermann Hesse bu duygusunu, doğadan yaptığı gözlem ve betimlemelerle, ruhundan gelen esintileri mükemmel bir üslupta harmanlayarak eserlerinde bizlere yansıtmayı başarıyor.

Yararlanılan kaynaklar:

Hermann Hesse, “Eloge de la Vieillesse”, Fransa: Biblio Yayınları, 2000.

Hermann Hesse, Ressamın Şiirleri, Çev. Tarık Seden, Gültekin Emre. İstanbul: İyi Şeyler Yayıncılık, 1994.

Bu Eseri Paylaş:

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

HERMANN HESSE’NİN ESERLERİNDE SONBAHAR, İHTİYARLIK VE ÖLÜM

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co