
Et tırnaktan ayrılır mı hiç diye söylenen, kardeşler için söylenen o can alıcı cümleyi duymuşsundur. Ayrılması canından parça koparcasına acı hissettiren bir deyiş bu. Kardeşin var mı? Ya da kardeşim dediğin kadar yakının. Benim var. Gülsün diye saçmaladığım, mutlu etmek için çikolata aldığım kardeşlerim var. Kızgınlıklarına soğuk kanlılıkla durduğum, gözyaşları için dünyaları karşıma alırım dediğim kardeşlerim.
Yakın zamanlarda bir kitap okudum. B Yine mi Tarık Tufan demeyin kendisine olan hayranlığım artık malumunuz. Kitabımız Gece Açan Çiçekler. Derin ve can alıcı bir kitap. Çok detaya girmeyeceğim.Benim için can alıcı olan bir alıntı paylaşarak demek etmek istiyorum. Kitabımız bir kardeş hikaayesi ve aşk hikayesi etrafında gelişiyor. Karakterlerimizden biri Zeliha. “Mutfağa yönelmişken bir an duraksadı zeliha, kardeşlerinin kahveyi nasıl içtiklerini bilmediğini fark edince içi burkulmuştu. Birbirlerini hiç tanımıyorlardı; çayı kahveyi nasıl içtiklerinden, yumurtayı nasıl pişirmeyi tercih ettiklerinden, sütlü çikolatadan mı bitterden mi hoşlandıklarından, en sevdikleri dondurmanın hangisi olduğundan habersizlerdi. Tanıdıklarının küçük ve sıradan alışkanlıklarından basit tercihlerden haberdar olmak insanları daha da yakınlaştırırdı ama bunlar kardeşlerim için kara bir bilinmezlikten ibaretti. Aralarına hayat girmişti. Çocukluk çok uzak bir hatıradan ibaret kalmıştı.” Kardeşlerimden biri kahveyi sade sever diğeri sütlü, biri çikolatayı bitter sever diğeri sütlü. Biri bir g ünü es geçmez sesimi duymak ister. Diğeri telefonu sevmez. Kardeş bildiklerimizin de kardeş olarak büyüdüklerimizin de sevdikleri kalbimize sevmedikleri aklımıza kazılıdır. Kardeşlik bazen bir kitabın bölümünde, bazen yıllar önce yaşanmış küçük bir anıda karşımıza çıkar. Mesele ne kadar farklı olduğumuz değil; tüm bunların sonunda birbirimize ait olduğumuzu bilmek.
Gülüşlerimizi de gözyaşlarımızı da birbirimize emanet ettiğimiz kardeşlerimizle sonsuza kadar bir olmayı diliyorum.
YAKAMOZ…
KALP GÜNLÜĞÜ; BAZI ŞEYLER İÇİMİZDE BÜYÜR
Yorum Yaz