sv

CİNAYET MAHALLİ-RIFKI YAVAŞ

26 Kasım 2025 13:58

Cinayet Mahalli: Bir Yuva

“Kabul ediyor musun suçunu?” dedi hâkim.
Kadın başını kaldırmadan, “Evet, hâkim bey,” diye karşılık verdi.

“Sebep?”
“Sebebi fark eder mi?”

Salonda hafif bir uğultu yayıldı. Hâkim dosyaya göz attı, kalemiyle masaya vurdu.
“Cezan için fark eder.”

Kadın aynı soğukkanlılıkla sordu:
“Sonucu değiştirir mi?”

Hâkim kararını açıkladı:
“Bir sonraki duruşmaya kadar tutuksuz yargılanmasına…”

Kadının omuzları düştü. Dünya üzerine yıkılmış gibi dizlerinin üzerine çöktü. Mübaşir yanına koşup kulağına eğildi:
“Yanlış anladın. Tutuksuz, yani serbest demek. Serbestsin.”

Kapı sertçe kapandı. Kadın, gözlerin ağırlığını sırtında hissederek koridora çıktı.

Ayakkabılarının sesi uğultular arasında kaybolmuştu. Sessizlik, ancak tenha bir koridorda buldu onu. Lavaboyu görünce içi biraz rahatladı. İçeri girerken biri çıktı:
“İyi misiniz?” diye sordu.
“İyiyim,” dedi fısıltıyla. “İyiyim.”

Soğuk suyu yüzüne çarptı. Suyun serinliği bir an ferahlık verdi. Ama biliyordu: Gidebileceği tek bir yer vardı. Cinayet mahalli—evliliklerinin mezarı.

Mahkeme binasının önündeki durakta beklemeye başladı. Durağı sarmalayan ağacın dallarında kuşlar zıplıyordu. Baharın tatlı meltemi yüzünü okşadı. Yaşam akıp gidiyordu; sanki hiçbir şey değişmemişti.

Tanıştıkları gün de böyle bir gündü. Başka bir durak, başka bir mevsim. Onu önce o görmüştü. Gülümsemesi ışık saçıyordu. Saati sorma gafletiyle başlayan yolculuğun bir mahkeme salonunda biteceğini kim bilebilirdi?

Durak zamanla buluşma noktaları haline geldi. Sessiz kadın, neşeli adama meftundu. Adam kadının sessizliğini, kadın adamın neşesini tamamlıyor gibiydi. İlk zamanlar mutluydular—aynı evin içine girene kadar.

Beklentiler ve hayal kırıklıkları havayı doldurdu. Kadın içine daha da kapandı; geceleri sessiz gözyaşlarıyla dolaştı. Adamın neşesi soldu; yetememenin öfkesi küçümseyici sözlere dönüştü. Sessizlik ve neşe, birbirini boğar hale gelmişti.

Adam bir gün fark etti: Neşesi öldürülmüş, geriye sadece gölgesi kalmıştı. Yaşıyordu ama ölüden farksızdı.

Kadın, onda yarattığı etkinin farkındaydı. Ona nefes olamayacağını biliyordu. Yalnızlığı seçti. Mahkeme onun vicdanını yargıladı ama ceza vermedi. Çünkü ortada bir cinayet yoktu.

Bu bir boşanma davasıydı. Suçun adı sessizlikti. Cezası ise yoktu.

Onları durakta gördüm. Birbirlerinden habersiz gibiydiler. Adam durağa arkasını dönmüş, duvarın önünde kısa, hızlı nefeslerle sigarasını tüttürüyordu. İş yetiştiriyormuş gibi bir hali vardı. Bir eli kot cebinde, omuzları çökmüş, içe bükülmüş. Duvar ile durak arasında gidip geliyordu. Sigarayı dudaklarına götürdüğünde kısılan gözleri, dumanı saldığında tekrar açılıyordu.

Dolmuş yaklaşınca sigaradan derin bir nefes çekti, izmariti yere attı. Kadın, dolmuşa koşturan adamı binerken fark etti. Gideni, kaybolana dek izledi. Bir süre daha oturduktan sonra kalkıp yürümeye başladı.

Kadının önünde uzun, ince bir yol uzanıyordu. Ağaçlar henüz çıplaktı ama dallarında taze filizler hüküm sürüyordu. Saçları rüzgârda savrularak güneşin içinden geçip gözden yitti.
Biri hâlâ kışta, diğeri çoktan bahara varmış gibiydi. Bu iki insanın hikâyesini merak ederek mahkeme koridorlarına geri döndüm. Kavgasız, sessiz davalara pek alışkın değildim. Bir ilişki çığlık atmadan da dağılıp gidebiliyor, en ağır davalar bazen tek bir kelime edilmeden de görülebiliyordu.

 

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.
  • Rıza Çakmak
    1 ay önce

    Çok çok güzel. Elinize, yüreğinize, kaleminize sağlık.

    yorum beğen

Sıradaki içerik:

CİNAYET MAHALLİ-RIFKI YAVAŞ

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co

Geleceği oluşturacak her yeni günün bir öncekinden daha güzel, arzularına uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. 2026 sana uğur getirsin!