sv

Takvimlerin Küskünlüğü

31 Aralık 2025 19:20

Aşk, insanlık tarihinin en eski ve belki de hiç çözülemeyecek bilmecesi. Kimi zaman iki kalbin çarpışması evrenin en doğal refleksi gibi gelir insana; kimi zamansa hayat, görünmeyen duvarlar örer ve bu çarpışmayı imkânsızlığın soğuk yüzüyle tanıştırır. Sevmek ve sevilmek, ruhun en yalın hâlidir; fakat bu yalınlık, her zaman dünyanın sert gerçekleriyle örtüşmez.

İşte aşkın en ağır sınavı da tam burada başlar: İmkânsızlık.

Aşk başına buyruktur. Kural tanımaz, sınır bilmez. İnsan kime, ne zaman, hangi şartlarda âşık olacağını seçemez. Bazen tek bir bakış, bazen yarım bir gülüş ya da ruhun derinliklerinde yakalanan o sessiz frekans, tüm mantık savunmalarını bir anda etkisiz hâle getirir. Sevmekte bir kusur yoktur; sevilmekte de… Asıl mesele, bu sevginin yanlış bir zaman ve yanlış bir mekânda filizlenmesidir.

İmkânsızlığı en derin sızıyla hissettiren durumlardan biri, ruhların birbirini bulmasına rağmen takvimlerin birbirine küs olmasıdır.

Farklı Mevsimler

Biri hayatın ilkbaharını yeni yeni solurken, diğeri sonbaharın serinliğini omuzlarında taşır. Aşk tam da bu noktada gölgelenir.

İnce Bir Sızı

Yaş farkı yalnızca rakam değildir. Yaş farkı; biriken anılar, yorgunluklar, umutlar ve hayata bakılan pencerelerin farklı yönlere açılmasıdır. İnsan, sevdiğinin elini tutarken bile aradaki yılların görünmez boşluğunu hissedebilir.

Aynı Dilde Farklı Cümleler

Ruhlar aynı dili konuşur belki ama zamanın getirdiği olgunluk ya da toyluk, aşkın ritmine bazen küçük ama derin bir “es” koyar.

Edebiyatın ve tarihin unutulmayan aşkları çoğu zaman kavuşulamayanlardır. Çünkü imkânsızlık, aşkı idealleştirir. Kavuşamamak, geri çekilmek, engellere boyun eğmek aşkı küçültmez; onu kutsal bir hüzne dönüştürür.

İmkânsız olduğunu bile bile sevmek, insanın kendine açtığı en derin yaradır belki; ama aynı zamanda en sahici tecrübesidir. Kalp, “olmaz” diyen akla rağmen çarpmaya devam ediyorsa, orada insanı insan yapan o inatçı cesaret vardır.

Bazen sevmek yetmez.
Bazen zaman yanlıştır.
Bazen şartlar…

Ve bazen hayat, bize sadece uzaktan sevmeyi öğretir. O büyük aşkı bir anı gibi kalpte saklamayı… Yaş farkı ya da başka bir engel ne olursa olsun; birini gerçekten sevmiş olmak, dünyanın en imkânsız ama en güzel hatırasıdır.


Aynı cümlede duruyoruz ama noktalarımız ayrı,
Ruhlarımız birleşti de, zaman çekiyor kahrı.
Ben bir rüzgârım belki, sen durgun bir deniz,
Sevmekte eksiğimiz yok, vaktimizden çaresiz.

Birimiz hayata yeni açılan taze bir çiçek,
Diğerimiz hazanı görmüş, durgun ve gerçek.
Aramızda yıllar var, aşılmaz ince bir yol,
Seninle “biz” olmak imkânsız, sanki kırık bir kol.

Gözlerinde bulduğum o cennet aslında yasak,
Hangi takvime sığarız ki, her şeyden uzak?
Senin sabahın benim akşamıma denk düşerken,
Aşk kapıyı çaldı ama; birimiz geç kaldık, birimiz erken.

Sevmek bazen vazgeçmektir, incitmeden derinden,
Bir gölge gibi izlemek hayatı tam yerinden.
İmkânsızlık en çok da seninle gülerken ağlamak,
Aynı aşkta boğulup, farklı kıyılara bağlanmak.


Oğuzhan ÖCAL
31 Aralık 2025

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Takvimlerin Küskünlüğü

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co

Geleceği oluşturacak her yeni günün bir öncekinden daha güzel, arzularına uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. 2026 sana uğur getirsin!