
✨️ÇÜRÜYORUZ..
Şair ve filozof Halil Cibran’ın bir sözüne rast geldim az önce;
“Sevginin kederi şarkılar söyler, bilginin üzüntüsü konuşur, arzunun hüznü fısıldar ve yoksulluğun ıstırabı ağlar.” diyor Halil Cibran..
Mutluluğun hüzünle karıştığı bir yaşantıdayız.. Her rengin arkasında bir karalık, her aydınlığın ilerisinde bir karanlık hakim oldu. Her geçen gün; “bunu da gördük” dedirten, şahit oldukça bizleri dehşetten dehşete sürükleyen olayları yaşadığımız bir acımasız zamanın ortasındayız. İçinden geçip gittiğimiz mi, yoksa bataklığına saplanıp dibe doğru çekildiğimiz mi, henüz bilmediğimiz bir zamanın..
Sözü geçen tüm duyguların etkisi altında, bazen şarkılar söyleyip, çoğu zaman konuşarak, diğer yandan kah fısıldayıp, kah ağlayarak geçen zamanımız, önemli blr gerçeğimizi de göz ardı etmemizi sağlayamıyor; “toplum olarak çürümekte olduğumuz” gerçeği..
Yaprakların tekrar toprağa karışarak yaşama hayat katması türünden değil, yaşamı tüm değerleri ile öldüren bir çürüme sardı ki dünyamızı; “toplumsal çürüme” bunun adı. Varoluşun tüm değerlerini en ucuz karşılıklar uğruna feda eden sözde insanlığın yeni yeni olaylarına şahit olmadığımız bir gün geçmiyor gibi.. Bireysel değil, artık toplumsal hale gelen, hâlâ vicdanı kalmış olanlarımızda derin yaralar açan, geleceğe dönük umutlarımızı söndüren olaylar.. Tuzun bile koktuğunu düşündüren türden bir çürüme..
Çürümüşlüğün kokusunu henüz alamayanların yanı sıra iyiye doğru hiçbir gelişmenin olmadığı yıllar birbirini kovalıyor yalnızca.. Doğruların yanlışları götürmediği bir dönem yaşıyoruz. Ne formülü var bu problemin, ne de çözümü.. Bir bütünleme sınavından geçer gibiyiz, her seferinde sınıfta kaldığımız..
Toplumumuz, bir an önce bu hastalıklı duruma teşhisini koyup, ardından eğitim başta olmak üzere her koldan tedaviye başlamadığı, sağlıklı bir yaşamla arasındaki engeli kaldırmadığı sürece, korkarım bu çürümüşlük, en sonunda bizleri milletler sahnesinden silip süpürecek. Bu konuda farkındalık sahibi olmamızın zamanı geldi de geçiyor bile..
Yıllardır tanık olduğumuz felaketlerin ve acıların gölgesi altında, kararsızlıklar ve belirsizlikler içinde çırpınarak köşemize çekildik her birimiz. Geçmişi sorgulayıp, yaptıklarımız ve belki de yapmadıklarımızdan çıkardığımız derslerin düşüncesi ile geçen günlerimiz, Metin Altıok’un;
“Kara bir suyu geçiyoruz şimdilerde,
Basarak yosunlu taşlara.
Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla..”
dizelerinde olduğu gibi, belki de bundan sonraki hayatımızı şekillendirecek önemli kararların ilk adımları olacak.
Metin Altıok’u da Mina Urgan tamamlamış adeta;
“Çamurlu sular nasıl olsa bir gün çekilecek, o güzel çakıl taşı gün ışığına çıkacaktır” diyerek..
Bizler de “o güzel çakıl taşı” olan doğruluğu, iyiliği ve sevgiyi tanımış ve yaşamın asıl mutluluğunun, gerçekten nefes almanın anlamını gereğince idrak etmiş olarak, hayata yeniden kollarımızı açacağız. Mutlu bir geleceğe doğru adımlarımızı sıklaştırarak..
Diliyoruz ve umut ediyoruz; bıkmadan, usanmadan..
..Ve Halil Cibran’dan aldığım sözün devamını getirerek bağlayayım yazdıklarımı;
“Ama sevgiden daha derin, bilgiden daha yüce, arzudan daha güçlü ve yoksulluktan daha acı bir hüzün vardır. Sessizdir, gözleri yıldızlar gibi parlar.”
İşte, bu da vatan sevgisidir bizler için. Öyle böyle değil, ezbere hiç değil; yüreğimizde bir sızı ile severiz bizler vatanımızı.. Bazen sevginin kederi, bazen bilginin üzüntüsü ile şarkılar söyleyerek, yoksulluktan acı bir hüzünle sessizleşir, dağla taşla, uçan kuşla dertleşir gibi, satırlara dökeriz duygularımızı, düşündüklerimizi.. Adına yaşam dediğimiz bu hüzün sokağının ortasında..
(✍️İlknur)
ÇÜRÜYORUZ-İLKNUR ARAL GÜLEMEK
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co
“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”
Yorum Yaz