
1📌 Uğur BAYRAM kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Yıl 1969 ay Ekim Ankara doğumluyum. Okul hayatımın tümü neredeyse Ankara’da geçti. İnşaat Yapı Teknik Ressamıyım. 30 yılı aşkın bir süredir evliyim, biri erkek diğeri kız iki çocuk babasıyım. Aslen Karslı bir ailenin mensubuyum ama doğduğum günden beri Ankara’da yaşıyorum.
2📌 Yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar ya da dönüm noktaları
nelerdi?
“Yazarım” demek, benim için söylemesi zor şeylerden biri. Yazar olabilmek için bence, çok fazla üretmek birinci koşul. Kendim için ancak şunu söyleyebilirim, yazmaya çaba gösteriyorum.
Sorunuza yanıt olarak; Yazmaya çaba göstermeme etken olan olayların başında okumak geliyor. “Okumayan yazamaz” sözü her ne kadar basmakalıp gibi görülse de yazma eyleminin birebir temeli. Mesleğim gereği veriyorum bu örneği, temeli sağlam olmayan bir yapı ne kadar eğreti oluyorsa, okumadan yazmakta o denli eğreti oluyor. Yazmaya çaba göstermemin dönüm noktası ise, okuduğum her kitapta bir şeyler öğrenmenin yanı sıra belli bir olgunluğa eriştiğimi anladığım zaman oldu. Öğrendiklerim sayesinde etrafımda olup bitenleri farklı bir gözle görüp değerlendirmeye başladığım an bunu insanlarla paylaşmalıyım deyip, yazmaya çaba gösterdim.
3📌 Eserlerinizden kısaca bahseder misiniz? Peki sonraki üretimler için
planınız nedir?
İlk kitabım, “İsimsiz Öykü” 64 sayfalık bir uzun öykü çalışması. İkinci kitabım, “Cesur Rüyalar” yine 64 sayfalık kısa şiirlerden oluşan bir çalışma. Üçüncü kitabım, “Zeyno” isimli yine bir uzun öykü çalışması ve o da 64 sayfa.
Yayımlanan bu kitapların üçünde de ana fikir, toplumsal yaşamın esası üzerine kurulu. Çünkü yaşam bence, yaşadığınız yapay gerçeklikle aslında saklanan somut gerçeklik arasında var olduğunuzu sezebilmek. Kısaca bu sezgiyi bireye hissettirip düşünmesine yol açmak amacım. Bu amaca ulaşabiliyor muyum sorusunun yanıtı, okurda.
4📌 Yazdıklarınızın kitap hali sizi nasıl hissettiriyor?
Çok iyi hissettiriyor. Çünkü uğraş verdiğim şeye sebep olan paylaşma duygusu. Çok şey bildiğim için değil böyle bir iddiam hiçbir koşulda olamaz. İyi hissetmemi sağlayan, ne biliyorsam onu paylaşmak.
5📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerle özdeşletirdiniz mi?
Evet. Uzun öykülerimde bağdaştırdığım karakterler var. Bence, doğrusu da bu. Yine bence, yazan kişi kendinden bir şeyler katmıyorsa veyahut kendini düşünerek bir karakter yaratmıyorsa o yazıda duygu eksik oluyor. Hem kendimi hem de etrafımda olan kişileri karakterlerimle özdeşleştiriyorum. Ve bunu büyük bir keyifle yapıyorum.
6📌 Yazarken size motive eden sizi akışta tutan şey nedir?
Öncelikle yaptığım şey, yazacağım öykünün giriş kısmını ve sonunu yazmak oluyor. Geriye kalan kısım zaman, sabır ve gözlemle ilgili. Eğer giriş ve sonunu istediğim biçimde hazır hale getirmişsem motivasyon sorunu yaşamıyorum. Akışta tutan şey ise sokaklar. Çünkü kurgulamaya uğraştığım şeyi sokaklar bana sunuyor. Kervanı yolda oluşturanlardanım. Defalarca yazıp defalarca silerek kurguyu istediğim hale getiriyorum. Kurgudaki malzemem sokaktaki insan ve toplumun olaylar karşısındaki tavır ve tepkisi. Bundan sonraki kitaplarımda da yapacağım şey bu olacak.
7📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Yazmaya çaba gösteren biri olarak bu soruya üzülerek vereceğim cevap şu ki; belli bir rutine ulaşamıyorum. Ne yazık ki “para kazanmak için çalışmak” gibi bir zorunluluk içindeyim. Ve bu durum tüm hayatım boyunca ağrıma gitmesine rağmen bu ağırlıktan kurtulamıyorum, ölene kadar da kurtulamayacak gibiyim. Üzgünüm, üretmek adına rutinim olmuyor.
8📌 Yazma sürecinde sizi en çok ne zorladı?
Zaman, sabır ve gözlem üçlüsünü bir araya getirmişsem, yazma eyleminde zorlanmıyorum. Zorlandığım şey bu üçlüyü bir araya getirmek.
9📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır, hiç olmadı. Okumaktan vazgeçmediğim sürece yazmaktan da vazgeçmem.
10📌 Kitabınızın bir teması vermek istediği bir mesaj var mı?
Evet, var. Kotarabilirsem eğer ikinci şiir kitabımın arka kapağına yazmak istediğim sözü yanıt olarak yazayım;
“Bireyin buhranlı yaşamı değil derdim; Toplumun, buhranlı yaşamı yok edememesi, kendime dert ettiğim”
11📌 Okuyucu da, son sayfadan sonra hangi duygu durumları oluşabilir?
Okuma tecrübelerimden şunu biliyorum ki; Okura göre değişiyor duygu durumu. Kitabın sonundan ziyade, okurun kurgu ve akışta kendine ve etrafında olup bitenlere dair bir şeyler bulabilmesi daha önemli. Çünkü okur, yazarın nasıl bir ruh haliyle yazdığı hakkında bilgi sahibi değil. Kurguda didaktik teknik olarak kabul görmeyen bir unsur olduğu için de satır aralarında gizlenen detaylara ulaşabilmesi okurun duygu durumunu belirliyor.
12📌 Kitabınız neden okumalı?
Ben yazdığım için dersem abes olacak tabii. Daha öncede belirttiğim gibi sokaktan besleniyorum. Yani aslında kurgulanmış hayatı gözlemleyip okuyarak kitaba aktarıyorum. Bu yüzden sokaktaki herkesin kendine ve yaşadığı olaylara dair bulacağı bir şey muhakkak sayfalarda var. Yaptığım şey kolay bir anlatım.
13📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk
cümlesi ne olurdu?
Gökten yere zembille inmiş gibi olacak ama “okuyun” derim. Ve okuduklarınız sizi rahatsız edip “yeter artık, bizi gün ışığına çıkar” demeye başladığı an, yazın…
YAZAR SÖYLEŞİSİ-UĞUR BAYRAM
Yorum Yaz