
İnsanların Onuru Ayaklar Altında
Dün bir etkinlikte, insanların nasıl yoksulluğun ve çaresizliğin içine sürüklendiğine yakından tanık oldum. Açlığı gördüm, sefaleti gördüm; bir lokma ekmeğe, bir parça umuda muhtaç bırakılmış insanların sessizliğini gördüm. Fakat beni en çok yaralayan, insan onurunun ayaklar altına serilişiydi.
Bazı insanların sahip olduklarıyla övündüğü, bazılarının ise en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı bir dünyaya bakarken içim acıdı. Orada gördüğüm manzaralar karşısında boğazımdan geçen her lokma düğümlendi. Yutamadım… Sanki o lokma boğazımda değil, vicdanımda düğümlenmişti.
İnsanların açlığına, çaresizliğine ve mahcubiyetine tanık olurken hiçbir şey söylemeden durmak bana ağır geldi. Çünkü insanın en büyük kaybının yalnızca parasızlık değil, onurunun incitilmesi olduğunu düşünüyorum.
Dün orada bir kez daha anladım ki yoksulluk yalnızca cebin boş olması değildir; bazen insanın gözlerindeki umudun eksilmesi, başını öne eğmek zorunda kalması ve kendisini değersiz hissettirilmesidir. Beni asıl yaralayan da buydu.
Ben her zaman adaletsizliğin karşısında, eşitliğin yanında oldum. Çünkü kimsenin doğduğu ev, sahip olduğu imkânlar ya da hayatın ona sunduğu şartlar nedeniyle diğerinden daha değersiz görülmediği bir dünya istiyorum. Her insanın onuruyla yaşayabildiği, kimsenin bir lokmaya muhtaç bırakılmadığı bir düzeni savunuyorum.
Ben her zaman adaletsizliği değil, eşitliği savunuyorum. Çünkü insan onurunun ayaklar altına alındığı bir yerde hiçbir zenginliğin, hiçbir makamın ve hiçbir gösterişin anlamı yoktur.
İnsanların Onuru Ayaklar Altında-HALİSE AYDOĞDU
Yorum Yaz