

Yazdan kalma bir günü almışsın yanına; bir de yalnızlığını. Silinen hatıralara karşı, yazın izini sürüyorsun.

Elinde fotoğraf makinesi: Her deklanşörün sesi, geçmişin saklı bir yankısı gibi.

Özlemlerini yaz gibi geride bırakmışsın. Bir yaz daha geçti; sen de yapraklarını döktün. Ardında bahar var, ama bahara varmadan önce kışın sessiz ağırlığı.

“Kader gayrete aşıktır” sözü zihninde dönüyor; “Ne zamana kadar?” sorusu cebinde taşınıyor. “Umuda az kaldı” diyerek yürüyorsun.

Bir bankta soluklanıyorsun. Yapraklar örtü oluyor, toprak saklanıyor. Ormanda renklerin cümbüşü: kızarıyor, sararıyor, dökülüyor. Toprak, sabırlı bir ana gibi, hepsini içine alıyor.

Milletin çürüme dediğine aldırma. Bu, yeniden varoluş; yeniden oluş.

SONBAHAR VE YALNIZLIK-MEHMET AKİF GÜLAL
Yorum Yaz