
Birine hep sevgilim değilsin sen sevdiğimsin diyorum. O merak ediyordu Neden “Sevgilim” Değil de “Sevdiğim” işte cevabı.
Dil, sadece iletişim kurmaya yarayan bir araç değil; duyguların dünyadaki izdüşümüdür. İnsan ilişkilerini tanımlarken kullandığımız sıfatlar, o ilişkinin derinliğini ve sınırlarını belirler. Günümüzde romantik ilişkilerin temel hitabı haline gelen “Sevgilim” kelimesi, her ne kadar sıcak ve yakın gelse de, “Sevdiğim” ifadesinin taşıdığı varlıksal ağırlığın ve sarsılmaz bağlılığın gerisinde kalmaktadır. Bu yazı, “Sevdiğim” hitabının neden daha derin bir anlam teşkil ettiğini üç temel dayanakla ispatlamayı amaçlar.
“Sevgilim” kelimesindeki “-im” eki, bir sahiplik ve statü bildirir. Bu kelime, toplumsal bir etiketi temsil eder; o kişi artık sizin “sevgilinizdir.” Ancak sahiplik duygusu, beraberinde bir sınırlamayı da getirir.
Buna karşılık “Sevdiğim” ifadesi, bir statüden ziyade bir eylemi ve seçimi temsil eder. Burada önemli olan o kişinin size ait olması değil, sizin onu sevme eylemini bizzat gerçekleştiriyor olmanızdır. “Sevdiğim” dediğinizde, karşı tarafı bir kalıba sokmaz, ona olan duygunuzun altını çizersiniz. Bu, karşıdaki kişiyi özgür bırakan ama ona olan bağlılığı her an tazeleyen bir hitaptır.
“Sevgili” kavramı, genellikle bir dönemi ve ilişki biçimini kapsar. İlişki bittiğinde “sevgili” sıfatı da hükmünü yitirir. Oysa “Sevdiğim” sıfatı zamanın ötesindedir. Bir insan artık hayatınızda olmayabilir, ilişkiniz kopmuş olabilir; ancak o kişi hala sizin “sevdiğiniz” olmaya devam edebilir.
Sevgilim: Aktif bir sosyal sözleşmeyi ifade eder.
Sevdiğim: Kalbin değişmez gerçeğini ifade eder.
“Sevdiğim” kelimesi, sevginin sadece güzel günlere veya resmi bir beraberliğe bağlı olmadığını, kişinin ruhunda kalıcı bir yer edindiğini kanıtlar.
“Sevgilim” kelimesi daha çok dış dünyaya bir ilandır; “Biz bir çiftiz” demenin kısa yoludur. Fakat “Sevdiğim” demek, bir iç döküştür. Bu ifade, sevginin tüm sorumluluğunu üzerine alan bir öznenin itirafıdır. “Onu seviyorum ve o benim sevdiğimdir” demek, karşı taraftan bir karşılık beklemeden, sevginin ham haliyle kabul edilmesidir. Bu yönüyle “Sevdiğim”, “Sevgilim”den çok daha şiirsel, ham ve samimidir.
“Sevgilim” kelimesi güncel ve sosyal bir tanımlama iken; “Sevdiğim” kelimesi zamansız ve ruhsaldır. Birincisi bir unvan, ikincisi ise bir hakikattir. “Sevdiğim” hitabı, muhatabını bir sıfata hapsetmek yerine, onu sevginin merkezi haline getirir. Bu yüzden “Sevdiğim” demek, birine verilebilecek en büyük payedir; çünkü bu ifade, o kişinin varlığının sizin sevme kapasitenizle mühürlendiğini gösterir.
Oğuzhan ÖCAL
Güzel sevsin de isterse “lan Hakan” desin :)) güzel sevsin ama
Merak etmem boşuna değilmiş.
Şimdi anlıyorum neden “sevgilim” demediğini… ve garip bir huzur çöküyor içime.
Çünkü “sevgilim” dendiğinde, sanki bir yere adımım yazılıyor; bir tanıma, bir çerçeveye. Oysa sen “sevdiğim” dediğinde, beni bir kelimenin içine değil, bir kalbin tam ortasına koyuyorsun. Sahiplenmiyorsun; seçiyorsun. Her gün, her an, yeniden.
“Sevgilim” olsaydım, belki yan yana dururduk dünyaya karşı.
Ama “sevdiğin” olduğumda, senin dünyanı kuran sebeplerden biri oluyorum.
O yüzden içim rahat.
Bir unvanım yok belki, ama bir hakikatim var.
Ve bil ki…
Birinin “sevdiği” olmak, çoğu zaman “sevgilisi” olmaktan çok daha büyük bir yer tutar bir kadının kalbinde.
Şimdi sıra bende:
Ben de seni…
Ezberden değil, statüden değil…
Kalbimin en sade yerinden seviyorum .
Sevdiğim.
Neden “Sevgilim” Değil de “Sevdiğim” – Oğuzhan Öcal
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co
“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”
Yorum Yaz