sv

İmlasız Bir Oyun/Beni Soran Oldu mu-Sabahattin Umutlu

06 Temmuz 2026 07:19

Bazı şiirlerde imla kurallarına uyulmadığını fark ettiniz mi? Bu beni hep şaşırtmış ve merak uyandırmıştır.

Şairler dilin kurallarını yıkarak bize ne demek istiyor olabilirler?

“Bakın, burada alışılmışın dışında bir şeyler anlatıyorum”; diyor olabilirler mi?

“Burada bir parantez var” ,

Neden?

“Bir kelimeyi diğerlerinden ayırdım”,

O kelime yalnızlığıyla ne söylemek istiyor olabilir?

“Büyük harfle başlaması gereken kelimeyi küçük harfle başlattım”.

Neden?

Şiiri okurken şiirin kendine has bir ritminin ve müziğinin olduğunu siz de hissediyor musunuz? Şairin değiştirdiği bir harf, dizeye yerleştirdiği bir parantez ve şimdi yeri mi dediğimiz noktalama işaretleri ile bizi duraklamaya zorladığını fark ettiniz mi? Ya da bir kelimenin iki farklı anlamını göstererek bizi düşünmeye itmiyorlar mı? Şiir okumak bir bulmaca çözmek gibi diyebilir miyiz? Ya da şairle karşılıklı oturmuş sohbet halinde olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Şiir iki kişilik bir oyun mudur? Herkesin cebindekilerle bulmacanın cevabını bulduğu bu nedenle  tek bir cevabının olmadığını söyleyebilir miyiz?

Günümüz şairlerinden Sabahattin Umutlu’nun “Beni Soran Oldu mu” kitabından “lakin edebiyat sakindir” şiirine birlikte bakalım istiyorum.

lakin edebiyat sakindir

şiir hayatımızdan çekilmiş,
şair hayatta değildir!

sakin ölüler şehri izmir
üstünde şairler tepişir
züccaciye dükkanında filler

lakin edebiyat sakindir

punta’dan esen rüzgar
ki yanık gölgesinde ölülerin
yakarsa yaksın nefesini

lakin edebiyat sakindir

ağır yaralı bir şehir
ki dağlarında çiçek açmayan
tozlu raflardadır iyonya
yer ile yeksan smyrna

lakin edebiyat sakindir

talat paşa mithat paşa kuruçay
ve hiç kadraja girmeyen sular
pagor’u kuruçay’ı saymazsak
lakin edebiyat sakindir

salonları yalanlarla dolduranlar
ille de papyon fedaileri
sokağı cinneti saymazsak

-lakin edebiyat sakindir

Yukarıdaki dizelerde gördüğümüz gibi; İzmir’in sokaklarını, acılarını ve tarihini anlatırken ne bir nokta kullanılmıştır ne de özel isimlerin otoritesine boyun eğilmiştir. Umutlu; sokaklar çığlık atarken, edebiyatın sakin kalmasına izin verilemez mi diyor?

Şair, imla kurallarını daha kitabının kapağından itibaren bozmaya başlar. En bilinen şiir kitaplarından birinin adı Siyahh şeklindedir (sonunda çift “h” harfi vardır). Şair buradaki dilsel kural ihlalini, kelimenin sadece bir renk olarak algılanmasını engellemek ve kapitalizme karşı bir direniş çığlığı, bir ses uzatması (yankı) yaratmak için kullandığını belirtir. Umutlu, şiir ritmini hızlandırmak ya da zihindeki karmaşayı görselleştirmek için kelimeleri imla kurallarına aykırı olarak bitişik yazar. Örneğin “Orası Öyle Değil” şiirinde geçen şu dizeler bu duruma çok iyi bir örnektir: “…bitermihiçbitermihiçbitermi bedeninde o o taşın… Burada soru eki olan “-mi”yi ayırmadığı gibi, üç kelimeyi tek bir gövde halinde birleştirerek okuyucunun zihninde takılan, durmak bilmeyen bir iç sesi veya sayıklamayı canlandırır. Şair, şiirlerinde geleneksel noktalama işaretlerini (nokta, virgül, soru işareti vb.) neredeyse tamamen dışlar. Dizelerin nerede bitip nerede başladığı, durakların nerede olacağı tamamen okuyucunun nefesine ve ritmine bırakılır. Zaten kendisi de geçmişte “İmlasız” adlı bir edebiyat dergisinde yazmış ve şiir eleştirileri yapmıştır. Onun için imla, şiire giydirilmek istenen bir “üniforma” gibidir ve şiir başladığı an o üniformalar yırtılmalıdır. Geleneksel dil bilgisinin en temel kuralı olan “özel isimlerin büyük harfle başlaması” kuralını şiirlerinde sıklıkla çiğner. Dizelerine ve hatta dize içindeki özel insan/yer isimlerine bilinçli olarak küçük harfle başlar (Örneğin: sabra ve şatilla, edward said, merih gibi).

Dilin otoritesini tanımayan dizeleri ezberimizi sarsar. Bizi uyanık olmaya zorlar. Alışılmış Türkçe’nin düzenine aşina olan okuyucu için bu üslup şaşırtıcı görünebilir; ama tam da bu şaşkınlık, şiirin bulmacasını başlatır. İmla kurallarının yıkıldığı yerde, anlamı kurmak artık şairin değil, okuyucunun nefesine ve zihnine bırakılır.

Cemal Süreya’nın Üvercinka gibi uydurulmuş kelimeleri, Ece Ayhan’ın noktasız ve küçük harfli dizeleri, Attilâ İlhan’ın noktalama karşıtı tavrı, dilin sınırlarını zorlamanın farklı biçimleri. Sabahattin Umutlu’nun “Siyahh” başlığı ya da “bitermihiçbitermihiçbitermi” gibi birleşik kelime oyunları ise bu geleneğin modern bir devamı. Burada hem ritim hem de politik bir direniş var: dilin otoritesine karşı çıkmak, kapitalizme karşı bir yankı yaratmak, özel isimleri küçültmekle tarihin ve otoritenin ağırlığını kırmak…

Kuralsızlık aslında bir özgürlük alanı yaratmıyor mu? Aynı zamanda okuyucuyu zorlayıp, onu metnin içine çeken bir strateji değil mi?

Son bir soru ; Şair, “Benimle birlikte sen de kuralları boz” diyor olabilir mi?

Bu Eseri Paylaş:

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

İmlasız Bir Oyun/Beni Soran Oldu mu-Sabahattin Umutlu

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co

“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”