
✨️”Siz hiç çay içmez misiniz?
Bal yemez misiniz?
Hiç mi köyde yaşayan hısım akrabanız yok?
Hiç mi bir ormana gidip ağaçların hışırtısını dinlemediniz?
Bir derenin akan sularına dalıp düşlemediniz?”
Tohum&Toprak Dostluğundan aldığım acı ve sitem dolu bu dizeler, insana ülkemizin günümüz durumu hakkında çok şey düşündürüyor. Yaradan’ın yarattıklarına karşı sevgi ve merhamet duygularının unutularak oluşturulan doğa katliamlarının yanısıra, şimdiye kadar sevgi ve merhamet dini olarak öğrenip algıladığımız İslamiyet’in sadece belirli bazı konulara indirgenerek, temel direği olan o güzel duygulardan uzaklaşıldığını izlemek, yüreklerde birtakım değerlerin darmadağın olmasına sebep oluyor.. Bunun sonucu olarak da, “ülkemizde Deizm yaygınlaşıyor” söylemleri gündeme gelmeye başlıyor ister istemez..
Din konusunu propaganda aracı olarak kullanan siyasilerin, dini kendi dünyevi çıkarları için araç edinenlerin, dinin kurallarıdır diyerek Arap aleminin cahiliye dönemindeki kuralları uygulayıp dayatmaya çalışanların toplumda yarattığı travma sebebiyle “Deizm” in yayılmaya başlamasına uygun ortam oluşturmak; İslamiyet’e yapılabilecek en büyük kötülük olmuyor mu?
Çünkü bizim insanımız; İslamiyet’i bir biat, blr kahır ve acı ortamı olarak değil, bir Hoca Ahmet Yesevi, bir Hacı Bektaş’ı Veli gibi yüce Peygamberimizin yolundan giden, bir Yunus Emre gibi yüreği aşkla, sevgiyle coşan Anadolu Müslümanlığını benimsemiştir.
Bu durumda, günümüzde din adına tanık olduğumuz olaylar İslamiyet’e hizmet anlamını asla taşımıyor.
Bizler; tertemiz dünyamızda, tertemiz dinimizle yaşıyorduk eskiden..
Sürekli şehvetten, ahlak diyerek ahlaksızlıktan, dinin emridir diyerek sübyancılıktan bahsedenler yoktu bir zamanlar.
Gerçek din önderleri vardı. İnsanlıktan, merhametten, doğruluktan söz eden.
Hak yemek haramdı, yalan söylemek günah. İftira, riya, dedikodu.., olmaması gereken şeylerdi ve asla bahanesi yoktu bunların.
Hiçbir şekilde mübah falan da sayılmazdı.
Kılıp kılmadığı namazdan, tutup tutmadığı oruçtan kimse kimseyi sorgulamaz ve kınamazdı. Çünkü “her koyun kendi bacağından asılırdı”. Kimse kimseyi zorla Müslüman yapmaya kalkışıp, ahiret için artı pirim kapmaya da çalışmazdı.
İbadetler temiz yüreklerde, huzur içinde yapılırdı. Herkes birbiriyle barışıktı üstelik.
Kimse din kardeşini kâfirlikle suçlamaz, katli vacip olarak görmezdi.
Kimsenin şehveti kabarıp da, çocukmuş, hayvanmış bakmadan, gözü dönmüş deli danalar gibi ortalığa saldırmazdı.
“Ne olacak bu ülkenin hali” muhabbetleri hep vardı ama onlar gerçekte tatlı birer sohbetmiş meğerse..
Ufkumuz bu kadar karanlık, yüreklerimiz bu denli umutsuz değildi. Gözlerimiz böylesine dehşet olaylara tanık olmamıştı henüz.
✨️”Siz hiç çay içmez misiniz?-İLKNUR ARAL GÜLEMEK
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co
“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”
Yorum Yaz