sv

@photographerr.ebruu ile “Masal” Mehmet Akif Gülal

16 Ağustos 2026 12:39

MASAL

Bir yalnızlığım ben

Annemin çeyizine işlediği

Çiçekli yatak örtüsünün

Ortasında doğurdu beni

Bundandır en çok begonvilleri sevdim

İlkbaharların rengarenk bahçelerinde

 

Odada, kenarlarındaki söküğü

kalın yorgan iğnesi ile dikilmiş

bir mavi leğende aldılar benden

annemin kokusunu,

ilk maviyi orada gördü gözlerim,

bu yüzden seviyorum denizleri, okyanusları

uçsuz bucaksız gökyüzünü gökkuşağını

kelebekleri, martıları, kırlangıçları,

ve biliyorsun sevgili okur

her çocuk büyürken

annesinin kokusunu taşır koynunda,

Sonra kuran kurslarının çürümüş ahşap kokulu sınıflarında

Bıyıkları sigara dumanı sarısı hocaların

vicdanları cetvelle ufacık avuçlarımıza inerken.

Korkuyordum…

 

Sevmek yerine savaşmayı öğütlüyordu atalarımız

Bu yüzden belki de

Anadolu çocuğu ataerkil bir yaradır yurdumda…

Annemin masallarında büyüyen

Bir okçuydum ben

 

Habil’le Kabil savaşıyordu meydanda,

çölün ortasında düşmana saldıran

at sırtında surlar aşan

feodal bir kanamadaydım.

 

Geçiyordu doksanlar Türkiye’sinde zaman

Sokak pazarından oyuncaklar alırdı babam

 

İlk tüfeğimin oluşu o zamanlardan

İnsan barutu bulunca kötüleşen Dünya

Savaşlar, katliamlar, soykırımlar

Çocukların elinde eve gelemeden kırılan

Oyuncaklarla var olan…

 

Geçiyordu zaman

Aynanın karşısında

Barış Manço taklidi yapan çocuk

Büyüdü, kalbine düştü aşk,

 

İlk aşkımla

Hala kavuşamadık…

 

Sonra ben hep

Uzun uzun gökyüzüne bakıp

Gökkuşağı arayan

Romantik bir gençtim artık.

Herkesin ömründe bir kırık aşk hikayesi vardır bilmez miyim

Herkesin bir yalnızlığı vardır kalabalıklarda

Ben bilmez miyim acısı vardır herkesin.

Çarşılarda…

 

Benimki ağırdı biraz,

Biliyorsun sevgili okur

Herkes birbirinin acısını taşır koynunda.

2001 yılının melankolik bir sonbahar akşamında

Memesinde taş taşıyan kadınım

Hayata kapattı gözlerini

Kanserden öldü dediler adına…

 

O öldükten sonra ben

Üç gün sürekli uyudum

Üç hafta sokağa çıkamadım

Üç ayın sonuna geldiğimizde

Ağır depresanların uğultusu

Kelebekler gibi dönüyordu başımda.

 

Üçüncü yılın sonunda

Kadınlardan intikam alan

Bir avcıydım artık

Etim tiksiniyordu benden…

Ömrüm

Pişmanlıklar ve hatalar arasında

Savrulup duran

Kalabalık bir sokaktı artık…

 

Annemin masallarında bir seyyahtım ben

Gökyüzünde geziyordum

Bir yalnız bulutun peşine takılıp

İnmiştim yere ıslaktı gözlerim

 

Yürüyordum

Cehennemden kovulan kadını gördüm yolda

Beni yanına çağırdı elimi tuttu

Sağ avucunda güneşli bir ilk çağ uygarlığı vardı gördüm

Sol avucunu gökyüzüne kaldırıp

Bana çektiği bütün siyah beyaz fotoğrafları gösterdi

Gördüm

Acıyı gördüm

Cehennemden kovulan kadın ağlıyordu

kaldırımda gördüm

Gökyüzüne döndüm…

Ve biliyorsun sevgili okur

Bilançosu ağırdır insana hayatın.

 

Gözlerim

Uzak denizlerin hayalini kuruyor

Ve gözlerimde

Kelebekler renk değiştiriyor…

 

Şiirim bitsin burada artık,

Ben annemin suyunu benden aldıkları

Kenarlarına yorgan iğnesi ile dikilmiş

Mavi leğenin içindeki çocuk kalayım.

 

Yalnızlığıma sarılayım…

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

@photographerr.ebruu ile “Masal” Mehmet Akif Gülal

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co