sv

DERİ KAPLI DEFTER – OĞUZHAN ÖCAL

26 Eylül 2026 20:59

Nasıl başlamalı, bilemedim. Kelimeler zihnimin labirentlerinde dönüp duruyor ama hiçbiri o ilk cümlenin ağırlığını taşıyacak cesarete sahip değil. Yazmalı mıyım, yoksa bu hissiyatı, bu ağırlığı olduğu gibi içimde mi bırakmalıyım? Bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki o da masamın üzerinde duran şu deri kaplı defterin ve yanı başındaki Scrikss  marka kaleminin, sıradan nesneler olmadığı. Onlar, benim hayatımın sessiz şahitleri; kimi zaman bir sığınağı, kimi zaman da bir mahkemesi.

Bu defterin derisi, yılların verdiği yorgunluğu ve dokunuşlarımın izini taşır. Her sayfası, hayatımın özel anlarının, dönüm noktalarının, kırılmalarının ve yeniden doğuşlarının bir arşivi gibidir. Bu kalemin mürekkebi ise, sadece kelimeleri değil, damarlarımdaki kanı, ruhumun en derin köşelerindeki çığlıkları ve fısıltıları kağıda akıtır. Bu yüzden bu ikili, benim için sadece bir yazı aracı değil; bir yeminin, bir sözleşmenin, geri dönüşü olmayan bir kapının anahtarıdır.

Bir isim bu deftere bir kez yazıldı mıydı, artık o kişi için geri sayım başlamış demektir. Hani derler ya, “üstünü çizdim” diye. Ben üstünü çizmem. Ben, o ismin karşısına tarihi atar, yanına da upuzun bir sebep yazarım. Öyle bir sebep ki, bir daha aynı hataya düşmeyeyim, aynı acıyı yaşamayayım diye. Bu, bir intikam değil; bir ders çıkarma, bir kendini koruma biçimidir. Bu defter, hayatımdan çıkardığım kişilerin mezarlığı değil, benim hayatta kalma kılavuzumdur.

Sevdim mi? Evet, sevdim. Hem de ne çok sevdim. Ama fazla sevdim. Her şeyin fazlası zarar be… Sevginin bile. O kadar çok sevdim ki, kendi sınırlarımı unuttum, kendi ihtiyaçlarımı askıya aldım. O kadar çok sevdim ki, sevdiğim kişinin gölgesinde kendi ışığımı kaybettim. İşte bu yüzden, bu deftere yazdığım her isim, aslında biraz da kendi enkazımın bir parçasıdır. Her satır, bir hayal kırıklığının, bir ihanetin ya da sadece tükenmiş bir umudun hikayesidir. Ama en çok da, kendime olan kızgınlığımın bir ifadesidir.

Ve şimdi, bilmeni istiyorum. İsmin bir kere bu deftere yazıldı. Ama… son sayfada değil. Son sayfada ismin ve sebep yazmıyor. Son sayfa, boş. Bembeyaz. Ve o boşluk, bütün yazılanlardan daha ağır, daha derin, daha karanlık. Çünkü o boşluk, bir son değil; bir belirsizlik. Bir soru işareti. Belki bir umut, belki de bir veda. Belki de sadece, “Henüz karar vermedim” demenin en sessiz, en çıplak hali.

O son sayfa, sana ait. Ama henüz yazılmadı. Ve belki de hiç yazılmayacak. Çünkü bazı isimler, deftere yazılmadan önce, çoktan kalbe kazınmıştır. Ve bazı sebepler, yazıya dökülemeyecek kadar derindir.

Oğuzhan ÖCAL

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

DERİ KAPLI DEFTER – OĞUZHAN ÖCAL

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co