sv

ASIL KIYAMET-DÜŞ KAPISI YAZARI DEVRİM YÜKSEK

16 Ekim 2026 13:55

Bu halkın ayarlarıyla nasıl oynuyorlar.?

Bu soğuk kış gününde, kapanan dükkanların ardından boşalan sokakta, yere sergiler sererek, ikinci el, kullanılmış eşyaları satmaya çalışan insanlar var. Gece vakitlerine kadar soğukta titreyerek bekliyorlar. Bir kısmının gidecek evi yok, bir kısmı ise çöplerden bulduğu işe yarar eşyaları getirip satıyor, sonra kim bilir hangi derme çatma yerde kalıyorlarsa, yürüyerek, geç ve soğuk bir gece vakti geri dönüyorlar.

Sessiz ve çekingen bir orta yaşlı adamla biraz sohbete giriyorum, pek konuşkan ve durumunu anlatmaya hevesli değil, konuşurken, diğer adamın mallarını koyduğu dükkanında geçici kaldığını öğreniyorum, gel bir yere oturalım, yemek yiyelim, yemek söyleyeyim sana diyorum, ısrarıma rağmen istemiyor.
“Abi” diyor bana, ama benden yaşı geçkin.
“Ben şimdi yemek yersem, içtiğim şarap kafa yapmaz” diyor.
“Ancak öyle unutup, rahatlayabiliyorum, yoksa hayat ayıkken çekilmiyor.”
Kilitlenip kalıyorum, yemek istemiyor, para versem sebep olmak istemiyorum. Zorda kalırsan ara diye telefon numaramı veriyorum, ama nerden ve neyle arayacak, sonrasında bu davranışım saçma ve yersiz geliyor.

Biraz ileride çöplerden bulup getirdiklerini yaymış bir adam ve onun yanında soğuktan korunmak için kendini iyice sarıp sarmalamış orta yaşlarda bir kadın var. Daha önceden görüp, konuşmuşluğum var. Karısını belediyenin çöp kamyonu geri giderken ezmiş, hakkını aramak için gittiği avukat ise onun saflığından faydalanıp, tazminatların bir kısmını iç etmiş, çocukları ortada kalmış, bunları anlatmıştı. Şimdi başka bir kadınla birbirlerine destek oluyor görünüyorlar.

Ben; “Hava soğuk, toplasanıza, üşümeyin boşuna diyorum”; zaten sokakta öyle görünürde müşteri filan kalmamış.
“Eve gitmeyeceğiz, bir kahvede sabahlayacağız, yarın kıyamet kopacakmış” diyor.
Bir an gülesim gelse de, hakaret olarak algılamalarından çekindiğim için kendimi frenliyorum.
“Nereden çıkardın onu, yok öyle bir şey” deyip geçiştirebilirim, fakat kadın lafa karışıyor; “Göğün rengine baksana diyor, bir tuhaf zaten, millet hep Şirince köyüne gitmiş, biz de korkudan uyuyamayız artık.”

Olabildiğince kelimeleri dikkatle seçerek, bunun Maya takvimine göre bir çağın bitişi ve yeni bir tanesinin başlangıcı olduğunu, korkacak bir şey olmadığını, daha henüz kıyamet alameti olarak, olacağı haber verilen şeylerin birçoğunun olmadığını, bunun bir günden az sürede olamayacağını, güneşin batıdan doğduğunu görmedikleri sürece korkmalarına gerek olmadığını anlatıyorum. Biraz rahatlamış görünüyorlar.

Ama ben, bu insanların ayarlarıyla bu kadar oynayan bir takım çevrelere, medyaya, abartılarına kızgınım. Bunun, bu kadar tabana inebileceğini de kendi gözlerimle görmüş oldum. Dertleri tek ekmek paralarını çıkartıp, hayatlarına devam edebilmek olan bu insanların ve tüm diğer halkların ayarlarıyla oynamaya kimsenin hakkı yok. Zaten hayattan beklentileri eksilerde olan bu insanları bu kadar korkutmaya ve sindirmeye hakları yok.

Tüm bu vaad edilmiş topraklar, armagedon (son Dünya savaşı), kıyameti bir an önce kopartmak için masumların kanını akıtma ve korkutma çabaları kabak tadı verdi artık, siz tüm insanlar birleşip çabalasanız da, kıyamet ne bir saniye öne, ne de ileriye alınacaktır, ne de uydurduklarınız gerçek olacaktır, halkı bari rahat bırakın. Şirince’ye giden akıl fukarası türdeşlerim; orda satın aldığınız kıyamet konulu tişörtleri, madem kıyamet kopacaksa size göre, ne zaman giymeyi planlıyorsunuz, bu nasıl bir çelişkili tavırdır, hoş sizde mantık olsaydı orada işiniz nedir.?

Bu öyküdeki olaylar ve kişiler hayal ürünü değildir, tarafımdan yaşanmıştır. Bugünlük bunlara şahit olmak bana yetti de arttı bile. Asıl kıyamet, fikren ve kalben ölmektir, eceli gelenin kıyameti de kopmuştur, kendinize gelin derim, henüz vakit varken.
21.12.2012 Devrim Yüksek

Editör Notu

Bu metin, 21 Aralık 2012 tarihinde dünya çapında yayılan “kıyamet” söylentilerinin gölgesinde, toplumun en kırılgan kesimlerine yönelmiş bir gözlem metni niteliği taşıyor. Yazarın odağı kıyamet tartışması değil; yoksulluk, yalnızlık, umutsuzluk ve korkunun insanlar üzerindeki etkisi. Anlatı boyunca karşılaşılan kişiler, büyük iddiaların ve medyatik gündemlerin uzağında, gündelik yaşam mücadelesi veren insanların sesini temsil ediyor. Metnin bugün de güncelliğini koruyan yönü, korkunun nasıl dolaşıma sokulduğunu değil, korkunun en çok kimleri etkilediğini göstermesinde yatıyor.

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

ASIL KIYAMET-DÜŞ KAPISI YAZARI DEVRİM YÜKSEK

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co