
Düzyazı Şiir ve Küçürek Öykü
Gönül Demircioğlu ve Turhan Yıldırım’ın birlikte kaleme aldığı Arşe Duo, düzyazı şiirlerle küçürek öyküleri aynı kitapta buluşturan, türler arasında dolaşan özgün bir çalışma. İlk bakışta Turhan Yıldırım’ın öykülerinin Gönül Demircioğlu’nun şiirlerini desteklemek amacıyla yazıldığı düşünülebilir. Oysa kitap ilerledikçe bunun çok daha farklı bir ilişki olduğu anlaşılıyor. Bu metinler birbirini açıklayan değil, birbirini yeniden üreten metinler.
Şiir bittiğinde öykü başlıyor; öykü bittiğinde ise okur kendini yeniden şiirin ilk cümlesinde buluyor. Her okur aynı kapıyı açamayabilir, her şiirde aynı yankıyı duymayabilir. Kitap tek bir anlam önermiyor; okurunu kendi anlamını kurmaya davet ediyor.
Gönül Demircioğlu, Kent Ormanı Edebiyat Dergisi’nde yayımlanan bir söyleşisinde şiirinin çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor:
“Caddenin ortasındaki rögar kapağı bir anda kan pompalayan bir kalbe döndü benim için…”
Bu anlatım, şairin poetikasını anlamak açısından önemli bir ipucu sunuyor. Gündelik hayatta sıradan görünen bir nesne, onun zihninde yeni çağrışımlar üreterek şiire dönüşüyor. Arşe Duo‘daki şiirler de benzer biçimde çağrışımların, imgelerin ve sezgilerin izinden ilerliyor.
Turhan Yıldırım ise kimi zaman yalnızca bir başlıktan, kimi zaman şiirde geçen tek bir sözcükten hareket ederek kendi öyküsünü kuruyor. Böylece şiiri açıklamıyor; ona yeni bir ses, yeni bir yön kazandırıyor. Kitabın en dikkat çekici yanı da tam burada ortaya çıkıyor. Öyküler, şiirin dipnotu değil; onunla konuşan bağımsız metinler.
Ben, çağrışım ve imge yoğunluğu yüksek şiirleri okurken zaman zaman metinden uzaklaşan okurlardan biriyim. Gönül Demircioğlu’nun şiiri okurundan yalnızca anlamasını değil, birlikte hayal kurmasını da bekliyor. Bu hayalin eşiğine gelemeyen okur için metin kimi zaman kapalı kalabiliyor. Ancak kitabın ikinci sesi olan Turhan Yıldırım, şiirin bıraktığı boşlukları açıklamak yerine onlara yeni hikâyeler ekleyerek beni yeniden şiire döndürdü.
Örneğin Demircioğlu’nun “Kırmızılanmalı” şiirindeki “Kör makastan cehennem…” imgesi, tek başına güçlü bir duygu taşısa da anlamını kesinleştirmiyor. Ardından gelen Yıldırım’ın “Makaslanmalı” öyküsünde ise çocukluk, şiddet ve saç üzerinden kurulan anlatı, şiiri açıklamıyor; fakat onu yeniden okumaya çağırıyor. Şiire döndüğünüzde aynı dizeler artık farklı bir yankıyla karşılık buluyor.
İşte Arşe Duo‘nun en güçlü yanı burada saklı. Şiir ile öykü birbirinin yerine geçmiyor; birbirinin içinde çoğalıyor. Okur, bir metni bitirdiğinde diğerine geçmiyor; diğer metin sayesinde ilkine yeniden dönüyor.
Her okurun bu deneyime aynı yakınlıkta yaklaşacağını söylemek mümkün değil. Ancak türler arasında dolaşmayı seven, şiirin tek bir anlama indirgenemeyeceğini düşünen okurlar için Arşe Duo, farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Kitap, şiirin ve öykünün yan yana durabileceğini değil, birbirini dönüştürebileceğini gösteren dikkat çekici bir çalışma.
Keyifli okumalar.
ARŞE DUO-GÖNÜL DEMİRCİOĞLU @ TURHAN YILDIRIM
Yorum Yaz