sv

Can GADİRLİ’nin Sunumuyla Yazar Röportajı: Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU

11 Eylül 2026 20:00

Can GADİRLİ: Yeni bir Gri Kalemler yazar röportajına hoş geldiniz sevgili Gri Kalemler okurları! Ben sunucunuz Can GADİRLİ. Köy okullarından özel eğitim öğretmenliğine uzanan bir serüvende geçen bir hayatta edebiyattan bağlarını koparmayan Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU “Sıkıntılı Taşra Sessizliği” adlı ilk romanıyla röportaj konuğumuz. Abdullah Hocam hazırsanız ilk sorumla başlıyorum.

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Merhaba. Öncelikle bu zarif davet için teşekkür ediyorum. Kelimelerin okuyucuyla temas ettiği bu zemin, eminim ki benim için olduğu kadar kıymetli okurlarınız için de önemli bir köprü olacaktır. Hazırım, buyurun lütfen.

Can GADİRLİ: Kimi zaman yazmaya başlamak için itici bir güç gereklidir. Peki sizi yazarlığa başlamaya iten durum ne oldu?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Yazmak benim için bir tercihten ziyade, içsel bir mecburiyetti diyebilirim. Hem mesleğim gereği hem de yaşadığım coğrafya itibarıyla, çocukların gözlerindeki katıksız dünyayı ve taşranın sarsıcı, derin sessizliğini gözlemleme şansım oldu. İnsan bazen gördüklerini, duyduklarını ve daha da önemlisi içine attıklarını yalnızca konuşarak taşıyamaz. Sesin yeterli olmadığı durumda edebiyat devreye girer. Hemen her kasabada, köyde karşımıza çıkan insanların konuştukları kadar konuşamadıkları da fazlasıyla önemlidir. Bence insan, konuştuklarıyla değil sustuklarıyla tanımlanır. Taşra sessizliği dediğimiz olgu, zamanla içimde birikerek ses arayan bir çığlığa dönüştü. Esasen beni yazmaya iten şey, bu sessizliğin gürültüsünü duyurma arzusuydu.

Can GADİRLİ: Hayatta insana ilham olabilecek binlerce şey varken size yazılarınızda ilham veren şey nedir?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: İlhamım, insan ruhunun kırılgan ama dirençli halleridir. Öğretmenlik mesleğimi icra ederken aslında; bireyin toplumla, kelimelerle ve hayatla kurduğu özgün bağa hemen her gün tanıklık ediyorum. Standartların dışına itilmiş hayatlar, unutulmuş hatıralar, kıyıda köşede kalmış detaylar… Aslında çevremize dikkatle baktığımızda görebileceğimiz her ayrıntı, benim için ilham kaynağı olma adayıdır. Ben şuna inanıyorum; hayatın gösterişli kısımlarından ziyade, sesini duyuramamış durumlardan her zaman çok güzel hikâyeler çıkar.

Can GADİRLİ: Abdullah Hocam bildiğim kadarıyla “Sıkıntılı Taşra Sessizliği” kitabınız dışında hikâyeler de kaleme alıyorsunuz. Bizlere biraz onlardan söz eder misiniz?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Romanlar bizi uzun soluklu bir yolculuğa çıkarırken öyküler kısa mesafede bir toplu taşıma aracına binmek gibidir. Yolculuğun süresi kısa olsa da yaşanmışlık hissi belki bir ömür sürer. 2025’in Ocak ayından beri çeşitli edebiyat dergileri için öyküler yazıyorum. Öykü yazmak, çok konforlu bir iş. İnsanın zihninde biriktirdiklerini edebi marifetini kullanarak kâğıda dökmek gibisi yok. Ben genellikle içinde yaşadığım dünyayı, insan ilişkilerindeki ince sızıları ve modern insanın yalnızlığını ele alıyorum. Hikâyelerim, “Sıkıntılı Taşra Sessizliği”nin farklı tonlardaki akrabaları gibidir.

Can GADİRLİ: Bazı yazarların “yazı esnası ritüelleri” vardır veya “rutinleri” vardır. Peki sizin böyle bir rutininiz var mı?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Yazma işi, bir disiplin ve rutin gerektirir. Günümüzde çok sık kullanılan bir tabiri kullanmam gerekirse; insanın, konfor alanı dışına çıkmadan çok sağlıklı bir üretim gerçekleştiremeyeceği görüşündeyim. Benim rutinim; sabah erken uyanmak, yürüyüş yapmak, müzik dinlemek ve yazmak üzerine kurulu. Erken saatlerde uyandığım zaman zihnimin daha dinç ve berrak olduğunu keşfettim. Herkesin uykuda olmasının verdiği sessizlik avantajı da var tabii ki. Yürüyüş ve müzik, kanaatimce bir yazar için vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü insan, müzik dinleyerek yürürken düşüncelerini daha sağlıklı koordine edebiliyor. Bir yazarın en ihtiyaç duyduğu şey, bence bunlardır.

Can GADİRLİ: Hikâyeleriniz karakterlerini oluştururken ilham aldığınız kaynaklar nelerdir?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Karakterlerim tamamen hayal ürünü diyemem, saf gerçeklik de değillerdir. Onlar, yıllar boyunca yollarımın kesiştiği insanların, köyde gördüğüm garip köylülerin, otobüs yolculuklarında yan koltuğumda seyahat eden yabancıların birer sentezidir. Hayatta gözlemlediğim bir bakış, yarım kalan bir cümle veya ezber bozan bir duruş; masamda yaşayan bir romana ve öykü karakterine dönüşebiliyor. İnsan, kendi içinde taşıdığı kalabalığın farkına ancak yazarken varıyor.

Can GADİRLİ: Bilinmeyen bir konu üzerine yazı yazılamaz peki siz yazdığınız bir konuda “araştırma” yapma ihtiyacınız duydunuz mu?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Elbette. Her ne kadar merkezimde insan psikolojisi ve gözlem olsa da, metnin arka planının inandırıcılığı için araştırma şarttır. Her yazdığım kurmaca metinde, yeni bir şeyler öğreniyorum. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir yapım olduğu için, çalışırken oldukça zevk aldığımı söyleyebilirim. Bilgi, kurgunun iskeletidir. O iskelet sağlam olmazsa, üzerine kurduğunuz edebi bina da ilk rüzgârda yıkılacaktır.

Can GADİRLİ: Edebiyat salt bireyin kendini anlattığı bir saha mıdır size neyi ifade ediyor?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Edebiyat asla sadece bireyin kendi aynasına bakmasından ibaret olamaz. Elbette yazar kendi iç denizinden yola çıkar ancak ulaştığı kıyı evrensel olmak zorundadır. Örneğin; Yaşar Kemal Çukurova’dan, Marquez Kolombiya’dan, Steinbeck Kaliforniya’dan çıkmıştır ancak bu yazarlara evrensel kimlik kazandıran temel nokta, insanı olduğu kadar doğayı da muazzam tekniklerle anlatma becerileridir. Benim için edebiyat; ötekinin acısını duyabilme, insanın içindeki karanlık odalara ışık tutabilme ve en önemlisi dünyada yalnız olmadığımızı idrak etme yetisidir.

Can GADİRLİ: Cevaplarınız için teşekkür ederim Abdullah Hocam, röportajımızı bitirmeden önce eklemek istediğiniz son bir şey var mı?

Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU: Bu samimi ve derinlikli sorular için ben teşekkür ederim. Gri Kalemler okurlarına, kelimelerin ve kitapların iyileştirici gücünden asla vazgeçmedikleri bir ömür diliyorum. Taşranın ve hayatın sessizliğini duymaya çalışan herkese selam olsun.

Can GADİRLİ: İçten ve samimi dileklerinizi okurlarımız adına size teşekkür ederim Abdullah Hocam. Kaleminizin daim olup sizlerden okuyacağımız daha nice hikâye ve romanların olduğunu fısıldayan perilerim eşliğinde dilerim ki sessimizin yetmediği edebiyatımız devreye girer de kalemimizin mürekkebi akar.

Evet, sevgili Gri Kalemler okurları ve takipçileri, bir Yazar Röportajının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Röportaj konuğumuz Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU ve romanı “Sıkıntılı Taşra Sessizliği” eşliğinde bireyin yetiştiği toprakların kendisine nasıl yol gösterebileceğinden çevremizdeki en ufak şeylerin bile ardımızda iz bırakmamız için yeterli olduğundan söz etmeye çalıştığımız bir röportajın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bizler için olduğu kadar umarım ki sizler için de keyifli bir röportaj olmuştur. Bir sonraki yazar röportajında görüşünceye kadar edebiyatla kalın, esen kalın efendim.

Bu Eseri Paylaş:

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

Can GADİRLİ’nin Sunumuyla Yazar Röportajı: Abdullah İhsan AYRANCIOĞLU

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co