RUMİ’YE
Nerden nereye…
“Buraya nasıl geldim?”
“Kader, kendi kaleminle yazdığındır!”
“Teslimiyet değil, akılcılıktır aslolan.” derken ben! Tanrı’nın; ruhun güneşe kavuşması için sabırsızlanan. Aceleci, kimi zaman isyanda, yalnız ruhu evrilten.
Yıllarca sorgulatan, ararken bir dizi sınavdan geçirip, olgunlaştıran.
Sabrı sükûta gizletip, onca zamanı harcatıp, yolları aştırıp… Sonunda “Bak gör!”
Aslında “Kalbindeyim” dediği yerde miyim?
Yıllarca, “İçinde güneşi büyüten varlığı” arayıp,
Dizelerime döküp, onu kendi içimde bulduğum yerdeyim! Bu vakit o vakit!
Ben artık hiç!
Hakikati bulma yolunda,
Suretinden manaya.
(Mesnevi)okyanusunun derinlerinde,
Dipteki,
Sırlara açılmaya,
Küle dönmüşken güle dönmeye,
Yeniden küllerin arasından doğrulup açmaya,
Ve bir gül olduğumu hatırlamaya…
“Ya sen Rumi?
Senin esrarın feryadından uzak değildi.
Daha ilk satırlarında;
“Aşk ateşidir ki neyin içine düşmüştür, aşk coşkunluğudur ki şarabın içine düşmüştür” derken,
Ayrılıktan parça parça olmuş bir kalple geldin…
Ulaştığın sırrın, kelimelerinin ardında gizli.
Işığın, aşkın, bilge Şems’den..
O, seni hakikate ulaştırıp, aydınlatan, var eden, göz kamaştırıcı Şems’den..
Aşkı aramış, aşkı yaşamış, engin tevazuya sahip büyük bilge:
Seni sevmemin asıl sebebi Şems’den.
Gülsevil Başaranbilek/13.02.2021/Giz
Yorum Yaz