
Kış güneşinin cılız ışığı içeriye vuruyordu. Hava hiç olmadığı kadar berraktı. Tasda duran sudan alıp saçlarına sepeledim. Yumuşak fırçayla bir tutam kalmış saçını tarıyordum. Mutlu görünüyordu. “Acaba o da hatırlıyor muydu?” Başımı ittirip, saçlarında senin gibi inat diye söylenerek taradığını. Yeter artık deyip kalkışım, peşimden söylenip durması. Duymazlıktan gelirdim; seni almaz kimse bu gidişle, kime çektin bilmem ki? Almazlarsa almasınlar der babamın bacaklarına sarılırdım.
Küçük kızım halının üstünde oturmuş o da oyuncak bebeğinin saçını tarıyordu. Gülümseyerek ona baktık. Belki de bir gün o da benim saçlarımı tarayacaktı.
Annem fırçayı tutan elimi durdurdu. Gözleri uzaklara daldı. Sonra anlatmaya başladı:
Bir zamanlar bir salonun köşesinde, boynunu bükmüş bir çiçek yaşarmış.Güneş doğsa bile ona değmeyeceğini bilir, başını kaldırmazmış. Sabahın çiğinden bir yudum su almak, köklerini derinlere salmak hiç aklına gelmezmiş. Tek yaptığı, sessizce beklemekmiş. Kahramanını beklemek…
Bir gün dalına bir kuş konmuş.
– “Gel, ışığı bul,” demiş kuş.
Ama çiçek başını kaldırmadan fısıldamış:
– “Git başımdan.”
Kuş uçup gitmiş. Çiçek ise pencerenin önünü güzelleştirmek yerine, boynunu bükmeyi seçmiş.
Ama hep umut etmiş: “Bir gün kahramanım gelir, beni görür.”
Oysa herkesin elinde bir kalem varmış.
Kendi hikâyesini yazabileceğini hiç düşünmemiş.
Kızım heyecanla ayağa kalkıp,
Belki ona öğretmemişlerdi.
Ya da kalemi nasıl kullanacağını bilmiyordu. diyerek itiraz ettiğinde annemin dikkatini çekmişti. Gülümseyip kucağına aldı.
“Güneşe dön, umutlu ol, bulunduğun yeri güzelleştir,” derlermiş.
Ama o bu masalı yazmak istememiş. dedi gülümseyerek. Kızımsa itirazlarına devam ediyordu.
Belki çaresizliği öğretmişlerdi.
Ya da korkutmuşlardı.
Hatta onu toprağından alıp bir saksıya hapsetmişlerdi. O an düşündüm; çiçeğin kaderi aslında bize de böyle anlatılmıştı, hep aynı sözlerle…
O an anladım: annem kendi masalını anlatıyordu. Çiçek aslında oydu; boynu bükük bekleyişi, sessizliği, umutsuzluğu… Ama gözleri ışıldayarak bana döndü:
“Ama bir gün küçük inatçı bir kız çocuğu pencerenin önüne gelmiş. Elinde kalemi varmış. ‘Ben kendi masalımı yazacağım,’ demiş. O sırada kapı açıldı, kahramanım gelmişti. Bana kalem tutmayı öğreten adam: Babam.
Ve masal, onunla yeniden başlamış.
Çok çok güzel. Anne geçen her şeyi farklı okuyorum. İnsanı sarsıyor. Bir de işin içine baba eklenince tadı bir başka oluyor. Kaleminize, emeğinize sağlık.
Rıdvan Bey kaleminize sağlık.. Sanki bitmemiş öykü; Devamı babında GÜNEŞİN HÜZNÜ isimli bir öykü de yazın bence.. isterseniz tabi selamlar
SAKSIDA YETİŞEN ÇİÇEĞİN MASALI-RIDVAN YAVAŞ
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co
“Bazı kelimeler karanlıkta anlam kazanır.”
Yorum Yaz