
Saatler geçmiyor artık,
zaman ağır aksak yürüyor içimde.
Bir akşam daha çöküyor pencereme,
kimse gelmiyor…
kimse sormuyor hâlimi.
Ben yine kendime susuyorum,
en çok da kendime anlatıyorum
içimde biriktirdiklerimi.
İnsan, bazı yaralarını kimseye gösteremiyor.
Bir sandalye boş karşıda,
bir fincan soğuyor masada.
Sanki biri gelecekmiş gibi
bekliyor hâlâ kalbim…
Oysa ben biliyorum;
bazı gidişlerin dönüşü olmuyor.
Geceler uzuyor,
duvarlar büyüyor,
sesim kendime bile uzaklaşıyor.
Bir adım atsam geçmişe çarpıyorum,
bir adım atmasam
yalnızlığıma.
Ne çok insan geçti yanımdan,
ne azı kaldı içimde.
Meğer kalabalıklar da yalnız bırakırmış insanı;
hem de en çok
yanındayken yalnız hissettirenler…
Şimdi ağır aksak zamanlar bunlar;
ne dün tamamen gidiyor
ne yarın kapımı çalıyor.
Ben iki sessizliğin arasında
kendime bir yer arıyorum.
Gecenin en tenha yerinde
bir tek şunu söylüyorum:
“Ben hâlâ buradayım…”
Belki kimse duymuyor.
Belki kimse bilmiyor.
Ama ben,
kırılmış bütün yanlarımla
hâlâ hayata tutunuyorum.
Çünkü bazen insanın
gidecek kimsesi kalmaz da
yine de kalır…
Sırf bir gün,
zamanın yeniden hızlanacağına
ve kalbin
uzun zamandır unuttuğu o sesi
yeniden duyacağına
inanmak için.
AĞIR AKSAK ZAMANLAR – ZEYNEP KIVANÇ
Yorum Yaz