
Can GADİRLİ: Yeni bir Gri Kalemler yazar röportajına hoş geldiniz sevgili Gri Kalemler okurları! Ben sunucunuz Can GADİRLİ. Resimden müziğe, müzikten edebiyata geniş bir yelpazeye sahip Eskişehir’den, kısa hikâyeleriyle yürekleri ısıtan Gri Kalem Dergisinin editörü Hakan SEYREKBASAN “Yalnızlığın Düğünü” adlı hikâye kitabıyla röportaj konuğumuz. Hakan Hocam hazırsanız ilk sorumla başlıyorum.
Hakan SEYREKBASAN: Hoş buldum sevgili Can… Lütfen gayet hazırım.
Can GADİRLİ: İnsanı yazmaya yönlendiren pek çok durum vardır. Peki sizi hikayelerinizi kaleme almaya iten durum ne oldu?
Hakan SEYREKBASAN: Bir küçürek öyküme bunu konu etmiştim ve oradaki cevabın ‘Çaresizlikten yazarız,’ dı. Son zamanlarda -Neden yazarız?- sorusuna büyük yazarların cevaplarını okudum, ve ne kadar çok neden bulunabildiğini gördüm. Hikâyelerim bir yerde hazır durmuyorlardı, benim anlatma derdimi gidermeleri için yazdım onları.
Can GADİRLİ: Bizlere biraz “Yalnızlığın Düğünü” ve varsa diğer eserlerinizden söz eder misiniz?
Hakan SEYREKBASAN: ‘’Yalnızlığın Düğünü – Mart 2025’’ ikinci kitabım, yirmi sekiz öykü ve anlatıdan oluşan, yüz altmış sayfalık bir kitap. Öykülerde yalnızlığın farklı tonlarına temas eden kurgu ve anlatımlar var. Tematik bir kitap değil, canlı cansız, soyut ve somut kahramanlarımın, aslında karakterler desek daha iyi olacak, yaşanmışlıkları üzerine inşa edildiler. Yalnızlığın, bu kadim duygunun genellikle hissettirdiği huzursuzluk ve ondan uzak durma dürtüsü olsa da kaçınılmazlığı ve farklı yalnızlıkların kalabalığından bahseden öyküler bunlar.
İlk kitabım ‘’Yağmurdagezen – Aralık 2023’’ ise yetmiş adet küçürek öyküden oluşuyor.
Can GADİRLİ: İnsanın yazmak için bir gerekçesi olur, sizin yazmaktaki maksadınız nedir?
Hakan SEYREKBASAN: Ben ilk önce kendim için yazıyorum. Beğenilsin ya da okunsun diye değil. Kendi yaratım kabiliyetimin meyvelerini görmek iyi hissettiriyor. Bunun temelinde sadece kendi emeğim ve düşüncelerim ile oluşan bir şey oluşturma isteği var. Edebiyat veya sanat bize bu konuda farklı seçenekler sunuyor. Bu bir amaç sayılmaz belki. Kendi külliyatımı gerçekleştirme amacım, kişisel tarihimin de kaydı gibi olacak. Ne demiştik; ‘’İnsan sümüklüböcek misali, hep iz bırakma derdinde.’’ Arkama baktığımda izlerimi görmek için.
Can GADİRLİ: Dünya ve Türk edebiyatında nice yazarlarımız var ki kimisi sabahın çok erken saatlerinde yazar kimisi elma yerken kimisi daha farklı durumlarda ve rutinlerde. Sizlerin bu tarz rutin veya ritüelleri var mı?
Hakan SEYREKBASAN: Zaman değişti, kağıdın ve kalemin zor edinildiği zamanlardan yazmak için konuşmanın yettiği zamanlara geldik. Rutinler hep var, ve olacak. Ama benim yok. Benim yazma serüvenim zamansız oluyor. Uykudan da uyanabilirim, otobüste yazabilirim. Her zaman not alırım, notlarımın yer alacağı öyküler üzerinde çalışarak oluşur. Çay, kahve, sigara aramam, sözsüz müzik olabilir. Sessizlik tercihimdir.
Can GADİRLİ: Hikâyelerinizde bizlerle tanıştırdığınız karakterlerin ilham perisi nereden geliyor acaba?
Hakan SEYREKBASAN: ‘’Yağmurdagezen’’ de hiç, ‘’Yalnızlığın Düğünü’’ n de anlatılar hariç karakter ismi kullanmadım, yani karakterlerime isim vermeyi sevmiyorum. Bu benim için önemli. Onları gözlemlerimden buluyorum, onları okuduklarımın kıyısından köşesinden buluyorum, bazen de onlar beni buluyor. Ve ilham perisi yoktur. Yazmaya teşvik eden durumlar, ortamlar, duygular ve düşünceler vardır.
Can GADİRLİ: İşlediğiniz konularla günümüz toplumu arasında nasıl bir bağlantı olduğunu düşünüyorsunuz?
Hakan SEYREKBASAN: İnsanlar günümüz ahlâki koşullarının iyice gevşemesi sonucu birbirlerine kör bakıyor. Bu da toplumsal yapının çürümesinin nedenlerinden biri. İnsan insanı hep üzer ama artık zarar veriyor, talan ediyor, mahvediyor. Bunların sonucu da daha iyi olmayan bir dünya. Yanından geçip gittiğimiz hikâyelerin farkına varmak, insanı görmek, farklı hayatların farklı figüranlarının rollerine değer vermek lazım. ‘’Dünyayı güzellik kurtaracak… Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…’’
Can GADİRLİ: Kitaplarınızda okuyucunuza dair aktarmak istediğiniz özel bir duygu ve mesaj var mı?
Hakan SEYREKBASAN: İşin aslı yok. Var ama bir tane değil. Ben yazarken yansıması veya asimetriğinin hissettirebileceği duyguları da tartmaya çalışıyorum. Mesaj kaygısı ile yazmak bana göre değil. Ama hissettirmeye çalışırım. Eser okuyucu ile buluştuktan sonra herkesin aynı duyguda buluşması başarı ise, farklı hissettirmesi de başarıdır bence.
Can GADİRLİ: Cevaplarınız için teşekkür ederim Hakan Hocam, röportajımızı bitirmeden önce eklemek istediğiniz son bir şey var mı?
Hakan SEYREKBASAN: Var elbet. Önce teşekkür edeyim sana, çalışmalarında kolaylıklar dilerim.
Toplumu oluşturan bireyin kendini iyi yetiştirmesi için sanat ve edebiyat var. Mizaç bu alanlardan uzaksa popüler kültürün içinde eriyip gidiyor, yok olmuyor tabii. Bu sebeple kendini bilmek isteyen herkesin sorumluluğu kendinden öte geçip toplumu kapsamalı. Bizden önceki nesillerin bıraktığı mirası bizden sonrakilere daha güzel bırakmaya uğraşmak, insanlık onurunu yitirmemek, iyi bir insan olmaya çalışmak karanlığa karşı mücadelede yer almak lazım.
Okuyan herkese ‘Merhaba’ derim.
Can GADİRLİ: Hayatın içindeki incelikleri cımbızlayarak yazılan küçürek öykülerden zamansız gelen satırlara uzanan bir serüvene tanıklık ederken kendimizi keşfetmek belki de özümüze dönmek adına yazmanın önemini bir kez daha hatırlamış olduk Hakan Hocam, çok teşekkür ederiz.
Evet, sevgili Gri Kalemler okurları ve takipçileri, bir Yazar Röportajının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Röportaj konuğumuz Hakan SEYREKBASAN ve hikaye kitabı “Yalnızlığın Düğünü” eşliğinde hayatın bizlere sunduğu ufak detayları ince işçilikle gönüllere dokunan hikayelere geliştiği sürecinden söz etmeye çalıştığımız bir röportajın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bizler için olduğu kadar umarım ki sizler için de keyifli bir röportaj olmuştur. Bir sonraki yazar röportajında görüşünceye kadar edebiyatla kalın, esen kalın efendim.
Can GADİRLİ’nin Sunumuyla Yazar Röportajı: Hakan SEYREKBASAN
Yorum Yaz