
Bir kapı gıcırdadı gecenin içinde,
Öyle sıradan değildi çıkan ses…
Paslanmış bir ömrün arasından
Yıllardır sıkışıp kalmış bir nefes.
Kadın çiçek olsa açardı belki,
Ama vakitsiz açtı bu bahar;
Kökleri hâlâ eski toprağındaydı,
Yüreğinde yılların pası var.
Bir zamanlar kapatmıştı kendini,
Ne anahtar çevirmişti ne kilit…
Sadece susmuştu kapının ardında,
Suskunluğu olmuştu en büyük esaret.
Sonra bir gece elleri titreyerek
Uzandı paslı tokmağa.
Bir gıcırtı yükseldi karanlığa,
Sanki geçmiş itiraz ediyordu açılmaya.
Kapı açıldı…
İçeriden ne çıktı sanırsın?
Bir kadın değil yalnızca;
Yıllarca ağlamayı öğrenmiş bir çocuk,
Adını unutmuş bir genç kız,
Sevilmeyi beklemiş bir yürek çıktı.
Pas döküldü eşiğe,
Yılların yükü gibi ağır ağır…
Her dökülen parçada
Bir suskunluk eksildi ondan.
Dışarıda bahar vardı,
Ama çiçeklerin zamanı değildi belki.
O yine de açtı…
Çünkü bazı çiçekler mevsime değil,
Cesarete bakar.
Bir adım attı dışarı,
Ayaklarının altında dünya titremedi.
Gökyüzü yerinden düşmedi,
Kimse onu durdurmadı.
Meğer yıllarca korktuğu kapının
Anahtarı kendi avucundaymış.
Kadın yürüdü…
Arkasında paslı bir kapı,
Önünde bilinmeyen bir yol bıraktı.
Yüreği hâlâ ağırdı,
Ama artık ağırlığıyla yürümeyi öğrenmişti.
Ve anladı:
Bazı kapılar açılınca
Evden çıkmaz insan yalnızca;
Kendi içindeki karanlıktan da çıkar.
O gece kapının gıcırtısı
Bir evin sessizliğini bozmadı sadece…
Yıllardır açılmamış bir kalbin
İlk kez kendine açılışıydı.
KAPI GICIRTISI – ZEYNEP KIVANÇ
Yorum Yaz