
Kitap Adı: Anlamaktan Yoruldum
Yazar: Fernando Pessoa
Çeviri: Gözde Karalök Özdurmaz
Sayfa Sayısı: 91
Kitap Türü: Felsefi düşünce, edebî fragmanlar, içsel sorgulama
Nasıl bir kitaptı bu böyle? Offf!
Bu hafta aynı anda iki kitap okudum. Bir ara fark ettim ki Anlamaktan Yoruldum ağır basmış ve ben daha ne olduğunu anlamadan kitabı bitirmişim.
Peki, nasıl bir kitaptı bu?
Beni dövdü mü?
Yüzleştirdi mi?
Düşündürdü mü?
Galiba hepsini yaptı!
Okurken zamanlar ve anlar arasında gidip geldim. Bazı satırları tekrar tekrar okudum, bazılarında ise durup uzun molalar verdim. Çünkü her satır hemen geçip gidilecek türden değildi; kimi zaman insanı kendi içine döndürüyor, kimi zaman da zihninde yeni sorular bırakıyordu.
İki kitap okudum dedim ya… İşte o iki kitabın aslında birbirine zıt iki yerde durduğunu fark ettim.
Biri düşündürdü, sorgulattı; diğeri ise belki de her şeyi olduğu gibi kabullenmenin ne demek olduğunu anlattı.
Peki, sorgulamadan kabullenmek mi, yoksa anladıkça yorulmak mı?
İnsanın bazen anlamaya çalışmaktan, her şeyin altında bir neden aramaktan, kendini ve hayatı sürekli sorgulamaktan yorulduğu oluyor. Belki de bu kitap tam o noktada dokunuyor insana.
Satırlarında kendi hayatınızdan bir kesit bulacağınız bir iki alıntı mutlaka vardır desem… Sanırım abartmış olmam.
Daha fazla spoiler vermeden, kitaptan bende iz bırakan birkaç alıntıyı buraya bırakıyorum.
Kitaptan alıntılar:
– “Her anlamda kendimden yoruldum.
Ta derinlerdeki en gizli köklerine kadar her şeye bıkkınlığımın rengini bulaştırdım.”
– “Koku garip bir görme yetisidir.
Öyle ki, hemencecik bilinçaltının bir resmini çizerek duygusal bir manzara yaratır…”
– “İçimde ne cehennemler, ne araflar, ne cennetler var! Fakat benim gibi sakin ve huzurlu birinin hayatla uzlaşmayan şeyler yaptığı nerede görülmüştür?”
– “Ruhumdan çiçekli bir süs yapmalıyım kendime.”
Bu tarz kitapları sevenlere gönül rahatlığıyla öneriyorum. Ama küçük bir not: Bu, olayların peşinden sürüklenmekten çok, satırların arasında durup kendine dönmeyi sevenlerin kitabı.
Ve bu da benden olsun: “Her şeyi birbirine benzetmeye o kadar çok alıştık ki… Hangisi gerçek, hangisi değil, unuttuk.” Aylin Özgür
KİTAP YORUMU-AYLİN ÖZGÜR
Yorum Yaz