sv

GELMEYEN BAHAR-İLKNUR ARAL GÜLEMEK

23 Ağustos 2026 06:21

✨️Hem yüreğimize, hem hayatımıza bir türlü gelemeyen baharı yaşıyoruz..

Eminim ki birçoğumuz, sıcacık yatağımıza girdiğimizde, huzur ve mutluluk yerine hüzün ve suçluluk hissediyoruz, yangınlarda olan bütün yüreklerin yerine..

Huzur yorganına sarmalanıp yüreğimizi ısıtamıyoruz bir türlü..

Tekrarlamaktan bıkmadığımız umutlarımız, korktuğumuz gerçekliklere dönüşüyor gitgide.. Dünyanın en güzel şiirlerini yazmak, en coşkulu türkülerini söylemek yerine, dünyanın en büyük ağıtlarını yakıyoruz hep birlikte.. Duygularımızı o güzelim şiir mısralarına dökemesek de, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz, içimizdeki fırtınalar ve yürek yangınlarıyla birlikte bitmeyen umut ve temennilerimizi..

Günlük yaşantı ile değildir derdimiz bizim. Yaşayıp gidiyoruz işte, her birimiz hayatın bir ucundan tutunmuş.. Hep sıradan sorunlarla, sıradan yaşamlardan ibaret olsaydı, adına hayat denilen bu olgu keşke..

Evet, günlük hayatımız kusursuzdur görünüşte çoğu zaman.. Aslında derin sorunlar içermeyen, sadece ufak-tefek günlük kaygıların oluştuğu, hatta bazen onların bile olmadığı, sade, mutlu bir hayat.. Ve bizler bu şartlar altında, halimize her dem şükredecek şekilde derd üstü, murad üstü hissetmek isteriz kendimizi. Mutluluktan coşmak isteriz. Ama içimizde, derinlerde öyle sızılar birikmiştir ki, o tam anlamıyla hissetmek istediğimiz gönül erincini bir türlü yakalayamayız. “Hayatımda bir sorun yok, ama neden tam olarak mutlu değilim?” diye düşünürüz..

Vicdanımıza sebepsiz yere yerleşmiş gibi görünse de dün bizi biz yapan, bugün örselenmiş, büyük ölçüde kaybolmuş değerlerimizden yaralıyızdır bizler..

“İnsanın ve toplumun ruhu yara aldığında bu, yıllara ve yüzyıllara yayılır. Acı olduğu sürece yaşatılanları unutmak mümkün değil. Ruhumuz acıyor..” Can Ezgin’in dediği gibi..

Mutlu olmanın blr kişisel, bir de evrensel seçenekleri vardır diye düşünüyorum. Birinciye küçük mutluluklar, ikinciye büyük mutluluklar diyorum ben. Çünkü bana göre, mutluluk sadece kendimi ilgilendiren bir konu değildir. En mutlu, en huzurlu hissettiğim zamanlarda bile, hemen acı çeken insanlar gelir aklıma. Yüreğim sızlar. Kalbimde bir yer, usul usul kanar durur. Bu yüzden hep yarımdır mutlu hissedişlerim. Bu yüzden o en büyük mutluluğu düşlerim daima; kimsenin ağlamadığı, tüm doğanın tüm varlıklarıyla birlikte huzur içinde olduğu o en büyük mutluluğu..

O meşhur masaldaki Alaaddin’in lambasını bulmayı düşlemeyenimiz var mıdır? Lambanın içindeki cinden hayattaki en büyük hayalimizi gerçekleştirmesini dilemeyi düşünmeyenimiz?..

Halbuki isteklerimizi yerine getirerek bizleri hayallerimize kavuşturacak o cin, aslında lambada değil, kendi içimizdedir. Fakat hayattan gerçekte ne istediğimizi bilmek şartıyla.. Bunu bilemediğimiz zaman her neye sahip olursak olalım, bizi mutlu etmeye yetmeyecektir. Çünkü asıl beklentimiz o değildir.

Çoğu insan kendini bile tanıyamaz. Hayatın asıl gayesi olan mutluluğu olmadık yerlerde arar. Kimisi servet, kimisi mevki sahibi olmakta zanneder ve bunların mutluluk getirmediğini yaşayarak görür çoğu zaman. Çünkü insan olmanın gerçeği olan “vicdan”larını yüreklerinin derinlerine hapsedip üzerinden kilitlemişlerdir. İşte ancak, vicdanlar özgür bırakıldığında gerçekten ulaşılmak istenen mutluluğun yolunu bulmaya yardım edecek rehberi kazanmış, o lambadaki cini de bulmuş oluruz.

Bence, kendine iyilik yapmak isteyen her kişi, öncelikle içindeki vicdanı keşfetmek, onu karanlıklardan kurtararak öne çıkmasına izin vermek zorundadır.

Keşke sadece küçük mutlulukların peşine düşmeseydi insanoğlu. Kendisi için dilediğini herkes için dileyebilmek, kendisine verdiği hakkı başkalarına da verebilmek, kendisini sevdiği kadar kendi dışındaki tüm varlıkları da sevebilmek olsaydı yaradılış harcı.

Ah, vicdanının önüne geçen hırslarını bir yenebilseydi insanoğlu, düşlediğimiz ve uğruna dünyayı cehenneme çevirdiğimiz cennetin, bu dünyada mutluluğunu yaşardık hep birlikte. Bundan daha öte blr ufuk, daha öte bir huzur olabilir mi?..

Öyle bir dünyada, kalemimizi mutluluğa daldırıp dünyanın en güzel şiirlerini yazardık hep birlikte.. Hayat elimize hangi ucunu tutuşturmuş olursa olsun, her yanından huzur örtüsü bizleri sarıp sarmaladıkça, o büyük mutluluğa ererdik hep birlikte..

İşte bitmeyen umudumuz, tekrarlamaktan bıkmadığımız temennimiz.. Çünkü, Oğuz Atay’ın da dediği gibi; “acının şiddetli oluşu değil de sürekli oluşu yoruyor bizleri”..

(✍️İlknur)

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

GELMEYEN BAHAR-İLKNUR ARAL GÜLEMEK

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co