
https://youtu.be/OG7LRteUZ-I?si=-BkWaki0wGY6k2nU
Sözün Bittiği, İmgelerin Konuştuğu Yer: Emre Tan’ın “Aphasia”sı Ardından
Beni öl
Ve ellerinin ruhunu ver
Sana çatlarcasına inanıyorum
Söyle
Yaşamak özlemine inecek bir resim için
Kimlerin yerine kimler can verir
tımarhaneye tıkılır?
sürgün edilir?
Yeryüzünün dikeyliğine abanan tufanların
Bütün önyargılardan sakınarak
insanı yaşama hastalığıyla
başbaşa bırakmadığını
kimler söyleyebilir
Seni bir yerlere alıp götüren sanatın
Ve onun doğurduğu başka şeylerin;
Ölümle yaşam arasına yüklediği anlamların,
karşılıksız bir çek gibi algılandığını itiraf et
Bilmiyorlar ki morga kaldırılan bir dirinin
parmak ucunda eriyip giderken sanat
Zamanın balkonu uzaklara bakar
Şimdi tüket beni
İçimize sığmayanın tanımsız olduğuna bizi inandır
beni öl
beni anla.
Dead Can Dance’in “The Host of Seraphim” parçasının yarattığı uhrevi ve gotik atmosfer; video eşliğinde yankılanan Wittgenstein’ın dil sınırları,
'Görsel oda' bir keşif gibi görünüyordu; ancak onu keşfedenin aslında bulduğu şey, yeni bir konuşma biçimi,
yeni bir kıyaslamaydı; hatta buna yeni bir duyum bile denebilirdi.
– Ludwig Wittgenstein, Felsefi Soruşturmalar, 1958
Susan Sontag’ın acının imgesi
Üzerine düşünülen nesneler olarak, korkunç olana dair imgeler
çeşitli ihtiyaçlara yanıt verebilir:
Kişinin kendini zayıflığa karşı çelikleştirmesi.
Kendini daha hissizleştirmesi.
Düzeltilemez olanın varlığını kabullenmesi.
– Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak, 2004
ve Deleuze’ün “anlaşılmaz olanı dünyaya getirme” felsefesiyle birleştiğinde,
Dünyaya anlaşılmaz bir şey getir!
– Gilles Deleuze, Bin Yayla: Kapitalizm ve Şizofreni, 1980
Sözün Bittiği, İmgelerin Konuştuğu Yer: Emre Tan’ın “Aphasia”sı Ardından
Yorum Yaz