sv

YAKIN OKUMA ATÖLYESİ-ATÖLYE 8

05 Eylül 2026 00:13

Geçen hafta atölyemizde Ahmet Rıfat İlhan’ın “Başyapıt” isimli eseri üzerinde çalışmıştık. Ahmet Rıfat İlhan’ın atölye çalışmamıza gönderdiği cevabı ekliyorum.

“Öncelikle Muhtelif Kitap etiketiyle Aralık 2025’te çıkan ilk öykü kitabım “Köpük Beyazı”nın “Sanattan” adlı bölümündeki “Başyapıt” öyküsünü seçerek üzerinde çalışmaya değer bulduğunuz için çok teşekkür ederim. Öykünün başında, “Aphasia”ya yapılan atıftan bahsederek başlamak isterim. Youtube’da yayınlanan bir video bu. Ödüllü ressamlarımızdan, çok genç yaşta kaybettiğimiz Emre Tan ile şair dostu Seyhan Kurt’un ortak deneysel çalışması. Öyküyü okuyanlar, kurgu gibi gelen ameliyat sahnesinin gerçek olduğunu buradan hemen anlayacaklardır. İki arkadaş bu çalışmayı sanat için yapmış. Bize bir şeyleri fark ettirebilmek için aslında… Öyküden yola çıkarak atölyenin sonunda ulaştığınız; “Belki iyi okur olmak, metni dinlerken kendi sesimizin nerede araya girdiğini de fark edebilmektir.” ve “İyi okuma, bu iki sesin nerede buluştuğunu ve nerede birbirinden ayrıldığını fark edebilmektir.” sonuçlarının son derece isabetli olduğunu söylemeliyim. Buradaki anahtar ifade, “fark edebilmek”. Bir eser muhatabına hayatın içinden bir şeyleri fark ettirebildiği ölçüde sanata yaklaşır, geleceğe kalır kanımca. Hem “Aphasia” hem de “Başyapıt”ta yapılmak istenen de budur. Sanatçı tarafından eseriyle birlikte bu şekilde geleceğe kalınacağı umulur.”

Ahmet Rıfat İlhan’ın atölye çalışmanıza gönderdiği bu aydınlatıcı yanıt, “fark edebilmek” kavramını hem Emre Tan’ın Aphasia’sının hem de kendi öyküsü Başyapıt’ın merkezine yerleştiren çok değerli bir sanatsal manifesto.
İyi bir metni okumak ya da bir sanat eserinin önüne geçmek, basit bir tüketim eylemi değildir. Bu, sanatçının kelimeleri veya fırça darbeleri eşliğinde, kendi iç sesimizi nerede duyduğumuzu keşfetme yolculuğudur. Emre Tan, Aphasia ile zlerin tükendiği yerde imgelerin nasıl ortaya çıktığını gösterdi; Ahmet Rıfat İlhan ise “Başyapıt” öyküsüyle bu trajediyi edebiyatın derinliklerine taşıdı. Bize düşense, bu çok sesli koroda, hayatın ve sanatın gerçekliğine dokunma cesaretini, yani fark etme yeteneğimizi canlı tutmaktır.

Öncelikle kendisine, öyküsünü bizimle paylaşma ve üzerine birlikte düşünme fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum.

Yazarın cevabını okuyunca, atölyede yaptığımız şeyin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ettim:

Biz metni okuduk.
Yazar ise metnin arkasındaki dünyayı bize gösterdi.

Ve ikisi birbirinin yerine geçmedi.

Tam tersine, yan yana geldiğinde metin biraz daha genişledi.

“Aphasia” gerçekmiş

Yazar öncelikle öykünün başında yapılan “Aphasia” göndermesini açıklıyor.

“Aphasia”, ödüllü ressamlarımızdan, genç yaşta kaybettiğimiz Emre Tan ile şair Seyhan Kurt’un birlikte gerçekleştirdiği deneysel bir çalışmanın Youtube’da yayımlanan videosu.

Bu bilgi, öykünün içindeki ameliyat sahnesine başka bir ışık tutuyor.

Okurken kurmaca olduğunu düşündüğümüz o sahnenin arkasında gerçek bir sanat deneyimi olduğunu öğreniyoruz.

Ve daha önemlisi, iki sanatçının bu çalışmayı “bir şeyleri fark ettirebilmek” amacıyla gerçekleştirdiğini öğreniyoruz.

“Sözün Bittiği, İmgelerin Konuştuğu Yer: Emre Tan’ın “Aphasia”sı Ardından” başlıklı yazıyı okumanızı istiyorum.

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

YAKIN OKUMA ATÖLYESİ-ATÖLYE 8

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co