
UMUDUDUN YOK OLUŞU
“Hepimizinki de bir ekmek derdi meselâ.”
Orhan Kemal
Fabrikanın sahibi tüm çalışanları bahçede toplamıştı. Çoğu çalışanın işten çıkartılmasına karar verilmişti. İşçileri karşısına almış açıklama yapıyordu.
İşimiz hiç iyi gitmiyor, üzülerek söylüyorum ki birkaç kişiyi işten çıkartmak zorundayım. Fakat işlerimiz iyi olduğunda tekrar sizi işe geri alacağım. Sizinle sözleşme imzalayacağız geri alacağımıza dair. Melek ve Helin bir köşede umutsuz ve çaresiz bir şekilde bekliyor, isimlerinin okunmamasını ümit ediyorlardı.
Melek’in kafasında bir sürü soru ardı ardına dönüyordu. Ev kiraydı, kış mevsimindeydiler, dolap bomboştu. Kocası uzun zamandır hastaydı. İlaçları zaten pahalıydı. Ucu ucuna maaşı yetirirken. Şimdi kıdem tazminatı alsa bile o parayla geçim nasıl olacaktı.
Melek, Helin’in kulağına eğildi. “Acaba söylesek, maaşlarımızı eksik verse ama bizi işten çıkarmasa…”
Kiranın vakti yaklaşmıştı. Evde ne şeker vardı ne yağ. Kömür de, odun da kalmamıştı. Aybaşı maaşın yatmasını beklerken. Bu şimdi olacak iş miydi? İşten çıkartırsa ben ne yaparım! Melek iyice sessizleşmişti. İsminin okunmamasını dilemekten başka çaresi yoktu. Helin : “Anne ne yapacağız bizi işten çıkartırsa, her yer dolu işte bulamayız,” diyerek annesine baktı. Annesinin üzgün halini görünce “Anne üzülme ben temizliğe giderim, ” dedi ona destek olmak için ve ekledi “Hem inşallah ismimizi okunmazlar.” Annesinin patronla konuşuruz eksik maaş alırız fikri Helin’in de aklına yatmıştı. “Olmazsa patronun yanına giderim. Söylerim iki kuruş aşağı verin,” derin diye içinden geçirdi. Helin ile Melek kendi düşüncelerinde cebelleşirken, Helin’in ismi okundu. Melek cesaretini toplamış soluğu patronunun yanında almıştı.
Hasan bey sözlerine aldırış etmemiş karşısında duruyordu. Melek yalvarıyordu;
“Beni ve kızımı çıkartmayın yarı fiyata çalışalım. Eşim çok hasta. İlaçları pahalı, zorlukla alıyoruz.”
Hasan bey bir kaç kelimeden fazlasını dinlememiş, arkasını dönüp gitmişti. Melek olduğu yerde çöküp kaldı. Ne söylerse söylesin boşunaydı. Kızı da, kendi de işten çıkarılmıştı.
Melek, kızının yanına döndü. Helin hiçbir şey sormadı. Annesinin yüzüne bakınca cevabını anlamıştı.
Birlikte fabrikadan çıktılar. Eve giden yol her zamanki yoldu ama ikisine de ilk kez bu kadar uzundu.
Eve vardıklarında Helin mutfağın dolabını açtı. Raflar boştu. Annesi sobanın yanına gidip külü karıştırdı. İçeride yanacak tek bir parça odun kalmıştı.
UMUDUDUN YOK OLUŞU-HALİSE AYDOĞDU
Yorum Yaz