sv

YAZAR SÖYLEŞİSİ-İHSAN FATİH POLAT (OZAN EBEDİ)

23 Ağustos 2026 09:28

1 📌İhsan Fatih Polat (Ozan Ebedi) kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

 

Kendimi, Türk Halk Edebiyatı ve kültürünü modern edebiyatla harmanlayan, şair, yazar ve halk müziği sanatçısı olarak tarif ediyorum. Eserlerimde genellikle Türk geleneklerini, vatan sevgisini ve derin duygusal temaları epik, lirik ve didaktik bir dille işliyor, bazı bestelerimi zaman-zaman geleneksel çalgımız olan kısa sap bağlamam ile icra ediyorum.

1982 yılının Aralık ayında Adıyaman Merkez’de doğmuşum. İlk, orta ve lise tahsilimi burada tamamladım. 2005 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. İstanbul Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrolarında başlamış bulunduğum memuriyetimi 4 yıl kadar sürdürdüm. Daha sonra tayin olunduğum Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda 14 yıl görev yaptım. Görev hitamı tayin olunduğum Mardin ili Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda bir yılı aşkın bir süredir görevime fiili olarak devam etmekteyim. Evli ve iki çocuk babasıyım. Şiir yazmanın yanı sıra, şarkı-türkü sözleri bestelemekte, polisiye romanları yazmakta ve muhtelif edebiyat dergilerine şiir ve hikâye türlerinde içerik üretme faaliyetleri yürütmekteyim.

Bugüne kadar basılı 5 adet kitabım bulunmaktadır. Hepsi de polisiye içeriklidir.

Şiir kitaplarım:

BEN POLİS OLMADIM DOĞDUM (2011)

BEN POLİS OLMADIM DOĞDUM-2 (ZİYÂ’YA ÇÂĞRÎ) (2023)

Polisiye romanlarım:

BEŞ POLİS KARDEŞ (2024)

BEŞ POLİS KARDEŞ-2 (2024)

İç monolog:

KÂNÛNNAĞME’DEN NASÎHATNAĞME’YE (2024)

Bunların yanı sıra 1 adet “Türk Halk Müziği” albümüm son şekliyle hazırlanmış bulunup basım aşamasında beklemektedir.

2025 yılında “GÖNÜL KÖPRÜSÜ” ve “ŞİİR DÜNYASINDAN GÜÇLÜ KALEMLER” adlı antolojilerde yer aldım. 2026 yılında “HİKÂYEMİN ŞİİRİ”, “HERKESİN SUSTUKLARI”, “ÂSÂR-I KALB”, “VİCDAN”, “BURAM BURAM MEMEKETİM”, “EMEK VE IŞIK”, “CÜMLE MÜHENDİSLERİ-8” “DİL İŞÇİLERİ-3”, “AH BENİM ŞAİR TELAŞIM” “ŞİİRİ SEVEN DOSTLAR ANTOLOJİSİ”, başlıklı projelerde bazı şiirlerim ile yer almış bulundum.

Edebî çalışmalarım hatırlayabildiklerim kadarıyla; YENİ YAZAR, YENİ VEZİN, YARPUZ, KÜMBET, MUTENA, GÜNEYSU, TECRİT, KELAM, HASBİHAL, ALKIŞ, GARİP, SİNADA, NUMARA DOKSAN, FİRUZE, EDEBİYATIN BAŞKENTİ, NOSTALJİ, YEGÂNE, PANDABİYAT, UÇURUM, KAVLEN, KARANFİL, EDEBİYAT KULİSİ, SIYRIK, DÜŞ, DİLALTI, ALTI ÇİZİLİ, SAHİ, VAVEYLA, ZARİF MOTTO, YILKI SÖZ, ZÜHRE, FİKİR İZLERİ, EDEBİ DERGİ, DERİN KALEM, HADDİZATINDA, MİLLİ DEVİN, SEVİMLİ EDEBİYAT, BAHARNAME, EDEBİ HAYAT AKADEMİ,

VARYASYON KALEMLER, HAYALLER KÂĞIDA, SAHİR, SÜKÛTUN EZGİSİ, TİLKİ ÇOBANI, HESTİ, KATRAN, HALKIN DERGİSİ, BARUT, HAZAN RÜZGÂRI, GÖNÜL KÖPRÜSÜ, İLİŞTİR FANZİN, DURULMAK, VESİLE, DEVA, AYDIN NESİL, OKYANUS, GÖNÜL KUŞU, KALEMDAR, SIZI, HOYRAT, AHUKELAM, LODOS, TERS IŞIK, TAVAN ARASI, NOTA, PRATFALL, NİHAVEND, İLK SÖZ, ÖZET, KİBELE, KIRKSEDER, DEDE, SANATBU, İZ DÜŞÜM, BERCESTE, NEPENTHE, BİZ, TAHASSÜR, VELHASIL, KOR, HAZERAN, SENFONİ, PANDOROMA, SARNIÇ, VEFÂKAR, KİNTSUGİ, EDEBİZ, KUTLU ZUHUR, DERGİ ZAYA, OLE, YEDİTEPE KÜLTÜR VE SANAT, TEPEBAŞI, DURULMAK EDEBİYAT VE SANAT, İVRİZ, AKVEM, MİM, KELAM, EDEBİ HAYAT, ŞİİRZADE, MUCİZE, HASBİHAL, SARNIÇ, Bİ KONUŞALIM MI? ART CONNECT, CÜMLE SANAT AKADEMİ, SİYAH, KÖG, TAHASSÜR, HEP YEK, GICIRTI, MANOLYA, KÜL HALESİ, YEŞİL KAYIN, AKAŞA, KURGAN, MOLA, SÖZ YÜZÜ, ÇENTİK, ÇARŞAMBA GÜNCESİ, DERKEN, GÖKGERDAN, YEDİTEPE SANAT, EŞİK GENÇ EDEBİYAT, GÜNEŞ, MİNOTA, ED DERGİ, HAKİ, ODAK NOKTASI, DUYGU, HÜRDÜŞ, Dergilerinde yayımlanmıştır. Başka dergilerde de yayımlanmayı bekleyen şiirlerim bulunmaktadır.

 

2 📌Yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar ya da dönüm noktaları nelerdir?

Ordu ilinin Zafer Köyü’ydü. Her yıl fındık toplama mevsiminde fındık işçilerinin fındık toplamak üzere gittikleri bir kâfileye o yıl ben de dâhil olmuş ve böylece Ordu’ya gitmiştim. Yaklaşık 21 günlük bir işimiz olduğunu söylemişlerdi bize. Güneşin ilk ışıklarını yeryüzüne dağıtmasıyla beraber uyanıyor, akşam geri toplamasıyla beraber biz de o vakte kadar toplayabildiğimiz kadar fındıkları toplamış oluyorduk. Daha sonra fındık bahçesi içinde, yerden yaklaşık bir metre kadar yüksek, ahşaptan yapılı iki gözlü barınağımıza çekiliyorduk. Bu zaman zarfında yorgunluk, emek, alın teri, kazanç ne demekti çok iyi öğrenmiştim. Hayâtın acımasız yüzüyle uyuyor, uyandığımda hâlâ kucağımda buluyordum onu. Gitmiyor, benimle yaşıyordu. Samîmi olduğum bir arkadaşım vardı. Yaşımız aynıydı; 24. Hiç şüphesiz en güzel sohbetlerimi bu arkadaşımla yapardım. Bu günlerdeydi; akşam yemeğimizi yemiş, çaylarımızı içiyorduk. Sohbetin çay kıvamında demlenip koyulaştığı bir akşam bana bir sırrını açmıştı bu arkadaşım. Bahçe sâhibinin kızı ile karşılaştığını, daha ilk görüşte sevgi, aşk karışımı duygulara bulandığını söylemişti bana. “Nasıl bir hisse bu; daha görür görmez dilim lâl kesiliyor, reflekslerim devre dışı kalıyor da mecâlsiz ve savunmasızcasına rûhum bedenimden çekiliyor gibi oluyorum. Fakat bir türlü açılamıyorum.” Dediğini bugün gibi hatırlıyorum. İş, yorgunluk, eğlence dolu 21 günün sonunda nihayet işlerimizin sonuna gelmiş, hâtırâlarımızı geride bırakarak tekrar aynı kâfileyle evlerimize dönmüş, hayâtın olağan akışına bırakmıştık kendimizi. Bir hafta kadar sonraydı; polis okuluna öğrenci alımları ile ilgili olarak evvelce başvurusunda bulunduğum, gerekli koşullarını sağladıktan sonra sonucunu beklediğim haber nihâyet gelmişti. Kazanmıştım. O günkü mutluluğumu anlatamam. Amânsız bir düşmana karşı günlerce verdiğim çetin bir savaştan sonra almış olduğum gâlibiyetin verdiği gurûr ve sevinç hâli içindeydim. Ülkeler fethetmiş gibiydim. Fakat aklım hâlâ arkadaşımdaydı. Acabâ o hangi savaşları vermişti? Kaç ülke fethetmiş, kaç gâlibiyeti, kaç yenilgisi vardı? Benim kadar o da mutlu muydu? Ve işte bu düşüncelerle ilk şiirimi 24 yaşımda, sevdiği kıza versin diye, arkadaşım için yazmıştım. “Aklımdan deli rüzgârlarının estiği, yüreğimden sevdâ pınarlarının aktığı, gözlerimden sis bulutlarının dağılmadığı bir gündeyim” dediği günde yazmıştım. “Ne zamanki ona yürüyecek olsam, deli rüzgârlar beni geriye döndürüyorlardı. Pınarlardan geçmeye çalışsam dev dalgalarıyla beni kıyıya vuruyorlardı.

Hiç olmazsa hayâlini gözümün önüne getirmeye çalışsam ânında sis bulutları gözlerimin önünde kümeleniyor, görüş alanımı kapatıyorlardı.” Dediği günde, belki sevdiği kıza açılır diye, ona ilk şiirimi yazmıştım İşte, ilk şiirimin ortaya çıkış öyküsü. Bu şiiri doğuran bu olay yazarlığa yönelmemde ve kendimi keşfetmemde bir dönüm noktası olmuştur. Daha sonra yazmaya aralıksız devam ettim.

3 📌İlk eseriniz ve sonraki üretimler için planınız nedir?

 

İlk eserim yukarıda öz geçmişimde de ifade ettiğim gibi “BEN POLİS OLMADIM DOĞDUM (2011)” adlı polisiye içerikli şiir kitabımdır. Daha sonra çalışmalarım hız kesmeden devam etmiştir. Temas ettiğim, muhatabı olduğum her ân ve mekân benim için ilham kaynağı olmuştur. Onlarla ilgilendikçe, derinleşiyor, bütün katmanlara nüfuz etme mecburiyeti duyuyordum sorumluluk gereği. Eserlerim belirli bir çoğunluğa ve olgunluğa ulaştıktan sonra 2. Şiir kitabımı çıkardım. Daha sonra bir roman yazma ihtiyacı hâsıl oldu içimde. Bu zor yala girmeden önce çok düşündüm zira roman yazmak birkaç şiir yazmak gibi hemen yazıp bitirebileceğim bir iş değildi. Uzun soluklu ve sabır gerektiren bir eylemdi. Kendimde bu gücü görene kadar bekledim ve nihayet kararımı verdim. 1. Polisiye romanımı yazdım. Ara vermeden onun devamı niteliğinde olan 2. Romanımı da nihayet bitirmiştim. Mutluluğumu tarif edemem. İç monolog örneği olan son kitabımı da aynı disiplin ve ciddiyetle bitirerek basılı kitaplarımın sayısını beşe çıkarmayı başarabildim. Hâlihazırda dosya aşamasında olan 11 adet kitabım daha bitime yakın olup basıma verilmek üzere beklemekteler. Bundan sonra yazmaya devam ediyorum. Uygun zamanı ve koşulları yakaladığım takdirde onları da mutlaka bastırmak istiyorum.

 

4 📌Yazdıklarınızın kitap hali sizi nasıl hissettiriyor?

 

İnanılmaz mutlu hissettiriyor. Her şeyden önce bütün çalışmalarınız iki kapak arasında ve yan yanalar. Aynı anda hepsine ulaşmak imkânına sahibim. Bu, zamanı sıkıştırmak gibi bir şeydir. Saniyeler içinde zamanda yolculuk yapmak gibi bir şey yani. Okudukça sırça camdaki çatlaklar ya da kırıklar onarılmaya, hayal aynası giderek pürüzsüz bir yüzeye dönmeye başlıyor. Hatıralar canlanmaya, küller alevlenmeye başlıyor. Siluetler oynamaya, nesneler kıpırdamaya başlıyor. Bütün bu hareketleri bir kitap olmadan izleyemezsiniz. Belki beş belki on yıllık duygu ve düşünce dünyanızın neticesi iki elinizin avuçları arasında. Tıpkı yeni doğmuş küçücük bir bebek gibi. Kitaplarımı her elime aldığımda mutlaka bağrıma bastırıyor, birkaç kez öpüyorum onları. Bu, beni mutlu hissettiriyor.

 

5 📌Kendinizi yazdığınız karakterlerle özdeşleştirdiniz mi?

 

Tabii ki. Kitaplarım, başta da belirttiğim gibi polisiye içeriklidir. Ne yazdımsa kendimden mutlaka bir şeyler katmışımdır. Mensubu olduğum bir mesleğin icracılarından bahsetmek zor olmasa gerek. Kitaplarımda ekseriya iki karakterden bahsetmişimdir. Biri Ziyâ yani iyi polis, diğeri Ziyân yani kötü polis. Şiirlerimde bu ikisinin çatışmasını görebilirsiniz. Lirik, epik ve didaktik yazdığım şiirlerimde daima bir karakter analizi yapmaya çalışıyor olduğumu, şahsiyet, kabiliyet, mizaç ve huyun bir araya gelerek meydana getirdikleri kimliğin yapı taşlarını yerleştirmeye gayret ettiğimi görebilirsiniz.

 

6 📌Yazarken sizi motive eden, sizi akışta tutan şey nedir?

 

Bazı zamanlar şiir yazmaya karşı oldukça heveskâr ve atılgan iken bazı zamanlarda tamamen isteksiz ve üşengeç oluyorum. Bu, ruh durumuma, gündelik meşguliyetlerime, hastalık vs. gibi sebeplere bağlı olarak değişiyor. Kapalı havalarda, sıkıcı ve kasvetli ve tabii ki sessiz ortamlarda ruh halimi ve zihin dünyamı daha fazla şiir yazmaya yakın görüyorum. Somut ve soyut olmak üzere 2 dünya köşem olduğunu belirtmek isterim. Somut anlamda dünya köşem; görev yaptığım noktalarımdır. Hayatımın üçte birini bu noktalarda geçirdiğim için bütün duygu ve düşüncelerimin, fikir, teemmül ve fiillerimin üçte biri buralarda cereyan etmekte olup, karar mekanizmalarımın, iç ve dış dinamiklerimin hepsi yine bu noktaların içinde tezahür etmektedirler. Yazı ve şiirlerimi yazarken bana lazım olan ilham merkezim yine bu noktalar olmuştur. Şiirlerimin kahir ekseriyetini, tamamı dört metrekare olan o demir kulübelerin içinde yazmışımdır. Soyut dünya köşem ise kafamın içidir. Özellikle geceleri belirli bir saatten sonra şiir yazmak yolculuğumda bilgi dağarcığı, tecrübe, sükûnet, motivasyon, sabır ve ilham vazgeçilmez yol arkadaşlarım oluyorlar. Ya ben onları çağırıyorum ya da sanki gelmelerini çok istediğimi hissediyorlar da derhal yalnızlığıma ortak olmak için onları kapımı çalarlarken buluyorum. Bu, kalplerimizin birbirlerine ne kadar bağlı olduklarının en güzel örneğidir. Bundan sonra; sükûnet, motivasyon ve sabır el ele veriyor, dağarcığımdaki ihtiyacımız olan bilgileri de alarak paketler yapıyor, ellerindeki paketleri tecrübe taşıtıyla zihin dünyamın nefs-i mülhime mertebesine intikal ettiriyorlar. Şiir-yazı sarayımızı, vardığımız bu son noktada ya da ‘merâtib-i nefs’in bazı makamlarını ziyaret etmek suretiyle hep birlikte yavaş-yavaş şekillendirerek inşa etmeye başlıyoruz. Böylece şiirlerim ve yazılarım ortaya çıkmış oluyorlar.

 

7 📌Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

 

Üretim rutinim dediğim gibi o ânki ruh hâlime, zamana ve mekâna bağlı olarak değişiyor. Belirli bir disiplin ve ciddiyet içinde yazmaya çalıştığım dosya konularımı önceden belirliyor ve onlar üzerine yazmadan evvel kısa bir araştırma yapıyorum. Böylece mâlûmat ediniyor, çerçevenin dışına çıkmak ihtimallerini ortadan kaldırıyorum. İşlerimi iş yoğunluğuma, o günkü ruh durumuma, sağlık koşullarıma göre parçalara ayırıyor ve mutlaka günün sonunda bitmesi gerekenleri bitirmeye çalışıyorum.

 

8 📌Yazma sürecinde sizi en çok ne zorladı?

 

Hastalık, iş temposu ve yazmaya başladıktan sonra konsantrasyon seviyem diyebilirim. Yazabilmem için mutlaka yalnız olmam gerekiyor. Dikkatimi dağıtacak gürültü, hareket vb etkenlerin asgarî seviyede olması gerekiyor. En ufak bir dikkat dağınıklığım yazabilme olanaklarımı bir anda elimden alabiliyor. Onları olabildiğince avuçlarımın içinde tutabilmem gerekiyor.

 

9 📌Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Evet, bazı kırılma noktalarım oluyor tabii. Bazı zamanlar, ne kadar zorlarsam zorlayayım bütün imkân ve kabiliyetlerime rağmen hiç yazamadığımı görüyorum. Bu süre, iç ve dış dinamiklere bağlı olarak uzayabiliyor. Günlerce, beni tatmin edebilecek tek bir satır dahi yazamadığımı fark ettiğimde inanılmaz daralıyor ve yeise kapılıyorum. İçimdeki ışığın söndüğünü, ilhamın kaçtığını, bir daha asla yazamayacağımı düşünüyorum. Sonra ne oluyorsa bilmiyorum; içimdeki ozan ruhum mevcut ruhumla yer değiştiriyor gibi oluyorum. Başka bir âleme geçiyorum sanki. Kabuğumu kırmak, içimdeki bütün birikmişlikleri bir anda büyük bir gürültüyle fırlatmak istiyorum. İçimde yeni bir dünya inşa olurken istiyorum ki dışımdaki dünyayı da kıyamete zorlayayım. Zira biliyorum ki kıyameti koparsa orada da yeni bir dünya inşa olacak. Ve sonra olan oluyor; resmin kalan parçalarını tamamlamaya başlıyorum.

 

10 📌Kitabınızın bir teması, vermek istediği bir mesaj var mı?

 

Elbette. Kitaplarımda ekserî adâlet, meslek bilinci ve meslek etik ilkeleri, polislik ve kamu görevi, vatan sevgisi, toplumsal düzen, emek, alın teri, karakter oluşumu, geleneksel şiir ile modern şiirin harmanlanması gibi temaları işlemekteyim. Biraz daha yazmam gerekirse; halkın huzuru, meslekî dayanışma, kardeşlik bağları gibi temalar ön plandadır.

Kânûnnağme’den Nasîhatnağme’ye adlı iç monolog örneği olan kitabımda meselâ; kanun metaforu üzerinden toplumsal düzen, kurallar, hiyerarşi, makamlar, usuller ve nasihat içeren felsefî/didaktik bir yaklaşım sergilemeye çalıştım.

Dergi şiirlerimde; aşk, özlem, gurbet, umut, sevgi, hoşgörü, hâk ve adâlet, sömürü düzeni, emek, işçi ve halkın mücadelesi, gibi toplumcu-gerçekçi temaları mısralarıma yansıtmaya çalıştım.

 

11 📌Okuyucuda, son sayfadan sonra hangi duygu durumları oluşabilir?

 

Minnet ve saygı gibi; güvenlik güçlerinin fedakârlıklarını görerek derin bir takdir duygusu uyandırabilir. Gurur ve vatanseverlik gibi; toplumsal huzur ve vatan sevgisi bağlamında aidiyet duygusunu güçlendirebilir. Güven ve huzur gibi; adâletin ve koruyucu bir iradenin varlığını hissettirerek rahatlama sağlayabilir. Sorumluluk ve görev bilinci gibi; kurallara, makamlara ve toplumsal düzene karşı bireysel bir otokontrol duygusu geliştirebilir. Aydınlanma ve dinginlik gibi; nasihatler ve felsefî yaklaşımlar sayesinde okuyucuyu tefekküre sevk edebilir. Hüzün ve empati gibi; işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkın mücadelesini okurken hüzün ve güçlü bir empati hissi doğurabilir. Bir örnek daha vermem gerekirse; umut ve kararlılık gibi; sömürüye karşı duruş ve adâlet arayışı, okuyucuda geleceğe dair bir azim ve umut duygusu uyandırabilir.

 

12 📌Kitabınız neden okunmalı?

 

Meselâ; meslekî gerçekçilik ve arka plan diyebilirim; güvenlik güçlerinin yaşamını dışarıdan bir gözle değil, bizzat o hayatı yaşayan bir kalemin içtenliğiyle anlatmaya çalıştığım için. Toplumsal huzurun hangi fedakârlıklarla sağlandığını anlamak için güçlü bir kaynak teşkil edebileceğini düşünüyorum.

Sonra, adâlet ve etik sorgulaması diyebilirim ki; kitaplarımda sadece polisiye meslekî konulara yer vermiyorum. Kanun, nizam, bürokrasi, hak ve hukuk gibi kavramları didaktik bir üslupla ele alarak okuyucuyu bireysel ve vicdan muhasebesine yönlendirmeye çalışıyorum.

İşte, sosyal farkındalık ve emek vurgusu, geleneksel ve modern dünyanın sentezi konularını birleştirerek güncel kılmaya çalışıyorum. İş bu açılardan mütevellit, kitaplarımın okunması gerektiğini düşünüyorum.

 

13 📌Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

 

Kalem, sadece mürekkebi değil, ruhun hak, hukuk ve adaletini, kalbin sesini ve hayatın hakikatini de kâğıda nakşetmek için ele alınır…

 

Son olarak; bana bu imkânı vererek kendimi anlatmama vesile olduğunuz için başta şahsınız olmak üzere, bütün ekip arkadaşlarınıza şükranlarımı sunuyor, iyi çalışmalar, iyi yayımlar diliyorum…

(23.08.2026)

 

İHSAN FATİH POLAT (OZAN EBEDİ)

MARDİN/NUSAYBİ

Bu Eseri Paylaş:

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

YAZAR SÖYLEŞİSİ-İHSAN FATİH POLAT (OZAN EBEDİ)

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co