
Bu gece bütün yıldızlar susmuş,
Gökyüzü çekmiş kendini karanlığa.
Ben, ıssız bir sokağın ortasında,
Adını bilmediğim bir yalnızlıkla
Baş başa kalmışım…
Hafif bir rüzgâr geçiyor yüzümden,
Üşütmüyor tenimi,
Ama içimde ne varsa savuruyor.
Bir an seni getiriyor aklıma,
Bir an çocukluğumu,
Bir an da hiç yaşanmamış ihtimalleri…
Sokak lambaları titriyor uzakta,
Sanki onlar da benim gibi
Bir şey bekliyor geceden.
Belki bir ses,
Belki bir ayak sesi,
Belki de dönmeyecek birinin
Son kez dönüp bakmasını…
Geçmiş önümde bir duvar,
Gelecek ardımda kapısı kilitli bir oda.
Ben ikisinin arasında
Kalmışım öylece.
Ne dünün ellerinden kurtulabiliyorum,
Ne yarının kapısını çalabiliyorum.
Keşkeler geçiyor içimden,
Bir tren gibi,
Her vagonunda başka bir ihtimal…
“Ya gitmeseydim?”
“Ya kalsaydın?”
“Ya biraz daha sevseydik birbirimizi?”
Sorular çoğalıyor,
Cevaplar gecenin içinde kayboluyor.
Sonra başımı kaldırıyorum gökyüzüne.
Bir yıldız arıyorum,
Karanlığa inat parlayan…
Yok.
Meğer bazı geceler
Gökyüzü yıldızlarını değil,
İnsanın umutlarını saklarmış.
O ıssız sokağın ortasında farkettim:
Bazı insanlar geçmişte kalmaz,
İçimizde kalır.
Bazı vedalar bitmez,
Sadece sessizleşir.
Bazı keşkeler unutulmaz,
İnsanın kalbinde yaşlanır.
Dünüme sarılıp yarınımdan korkarken,
Bir rüzgâr daha geçiyor içimden…
Bazen insanın kaybolduğu yer
Bir sokak değildir.
Kendisiyle geçmişi arasında
Sıkışıp kaldığı o yerdir.
Belki sabah olur,
Belki yıldızlar yeniden çıkar.
Ama ben biliyorum…
Bazı geceler sabaha değil,
İnsanın kendi içine çıkar.
YILDIZLARIN SUSTUĞU GECE – ZEYNEP KIVANÇ
Yorum Yaz