
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, dedikodunun dilden dile, çayın elden ele dolaştığı bir köy varmış. Bu köyde Hatçe Abla diye bir kadın yaşarmış. Hatçe Abla’nın yeni bir gelini varmış. Gelin pek de güzelmiş. Hele dudakları varmış ki gören bir daha bakarmış!
Gel zaman git zaman, köyün dedikodu kraliçesi Fadime Teyze bu gelini merak etmiş. Bir gün soluğu Hatçe Abla’nın evinde almış. Daha kapıdan girer girmez gözlerini gelinin dudaklarına dikmiş.
— Hatçe Abla, senin gelinin dudakları pek kalınmış yahu! Yoksa gidip dudaklarına dolgu mu yaptırmış?
Hatçe Abla çayını karıştırmış, bir yudum almış, sonra gayet sakin cevap vermiş:
— Kız, sen ne diyorsun? Millet dudaklarını şişirttirmek için bir dünya para veriyor ama bizimki doğalından!
Fadime Teyze şaşkınlıktan gözlerini kocaman açmış.
— Amanın! Doğalından mı? Ben hayatımda böyle dudak görmedim!
Hatçe Abla omuzlarını silkmış.
— Allah vergisi kızım! Herkese aynı dağıtmamış işte. Kimi ince dudak almış, kimi kalın. Sen de diline biraz hâkim olsaydın belki sana da verirdi!
Gelin mutfaktan duyduklarına gülmemek için kendini zor tutuyormuş.
Fadime Teyze bozulmuş ama kolay pes eder mi?
— Hatçe Abla, ben seninle şakalaşıyorum, sen beni tersliyorsun!
Hatçe Abla gülümsemiş.
— Kızım, sen şakalaşmıyorsun, köyün nüfus müdürlüğü gibi herkesi kayıt altına alıyorsun! Bir gün kimin burnu eğri, ertesi gün kimin kaşı düşük… Senin elinden köyde estetikten kaçan kalmadı!
Gelin kahkahayı patlatmış. Fadime Teyze’nin yüzü domates gibi kızarmış.
— Ben gidiyorum! Bir daha da bu eve gelmem!
Hatçe Abla arkasından seslenmiş:
— Git kız git! Ama kapıdan çıkarken dikkat et, dudaklarını kapıya çarpma. Sonra bir de doğalından dolgu yaptırmış gibi gezersin!
Fadime Teyze kapıyı çarpıp gitmiş. Gelinle Hatçe Abla gülmekten kırılmışlar.
Ertesi gün Fadime Teyze yine komşu kapılarını dolaşmaya başlamış. Bu kez de Hatçe Abla’nın kendisine laf soktuğunu anlatıyormuş.
Komşulardan biri dayanamamış:
— Fadime, sen dün gelinin dudaklarına laf etmişsin. Bugün de Hatçe Abla’nın diline takılmışsın. Senin hiç işin gücün yok mu?
Fadime Teyze ellerini beline koymuş:
— Benim işim gücüm var da milletin kusurunu görmeden duramıyorum!
Komşu kahkahayı basmış:
— E kızım, sen millete kusur arayacağına bir aynaya bak! Belki orada da bir dedikodu malzemesi bulursun!
Fadime Teyze bu söz üzerine susmuş. Ama köyde dedikodu bitmiş mi? Ne gezer!
O günden sonra köyde herkes birbirine şöyle dermiş:
“Dudağın doğalından olsun, dilin de biraz uslu dursun!”
Gökten üç elma düşmüş: Biri mizahı sevenlere, biri kahkahaya doyamayanlara, biri de başkasının dudağını sayacağına kendi işine bakmayı öğrenenlere…
DOĞALINDAN DUDAKLAR! – ZEYNEP KIVANÇ
Yorum Yaz