sv

ZÜLEYHA’YA BİR MEKTUP-ZEYNEP KIVANÇ’IN ROMANI ÜZERİNE

28 Ekim 2026 06:24

Dört Duvar Arasındaki Beşinci Adım: Züleyha’ya Bir Mektup

Zeynep Kıvanç’ın romanı üzerine

Zeynep Kıvanç’ın Dört Duvar Arasındaki Beşinci Adım adlı romanının merkezinde iki kadın, iki kardeş var: Züleyha ve Zeliha. Biri hayatı olduğu gibi kabul etmeye daha yakın dururken diğeri, yüreğinde birikenleri cesaretle dile getiren, kabına sığmayan bir kadın. Doğumlarından kendi yuvalarını kurup anne oluşlarına uzanan süreçte onların hayatlarına, evlerine ve yüreklerine konuk oluyoruz.

Romanın Züleyha’sı, namıdiğer Deli Bal, benim de alışılmış bir kitap değerlendirmesinin dışına çıkmama neden oldu. Olay örgüsünü anlatmak ya da romanın edebî değerini tartışmak yerine, ona bir mektup yazmak istedim.

Sevgili Züleyha,

“Ah biz kadınlar…” diyerek başlamak istiyorum söze. Ne kadar kırılgan görünsek de içimizde taşıdığımız gücü çoğu zaman kendimiz bile geç fark ediyoruz, değil mi? Senin geçtiğin yollardan geçmiş, kendi sesini duyurabilmek için mücadele etmiş kadınları düşünüyorum. Her birine sarılır gibi sarılıyorum sana.

İnsan, insanın zehri olabildiği gibi şifası da olabiliyor. Bazen bizi en çok yaralayanlar en yakınımızdakiler; bazen de yaralarımızı sarmayı, yine bir başkasının varlığında öğreniyoruz. Ama insanın kendine ulaşması, başkasının ona uzattığı elle başlayabilse de orada bitmiyor.

Bazı insanlar içlerinde durmadan çağlayan bir ses taşırlar. Herkes duyar belki o sesi ama herkes anlayamaz. Kimi zaman yanlış anlaşılır, kimi zaman susturulmak istenirler. Kendilerine biçilen kalıba sığmadıklarında, sorun onlarda aranır. Oysa bir ağacın dallarının güneşe ulaşmak için eğilip bükülmesi, onun yanlış büyüdüğü anlamına gelmez. Belki de yalnızca ışığa ihtiyacı vardır.

Senin hikâyende de kök salmanın, büyümenin ve kendi göğünü bulmanın izlerini görüyorum. Küçük yaşta yalnızlığı tanımak, insanın dünyayla kurduğu bağı değiştiriyor olmalı. Kimi insan o yalnızlığın içinde içine kapanırken kimi kendi ayakları üzerinde durmayı öğreniyor. Ama güçlü olmak, hiç kırılmamak ya da hiç yanılmamak demek değil. Bazen insanın asıl gücü, kendi hatasıyla yüzleşebilmesinde, kırıldığı yerleri inkâr etmeden yoluna devam edebilmesinde saklı.

Romandan şu satırları buraya bırakmak istiyorum. Senin yolculuğunda anlam kazanan beşinci adımı içeren;

“Birinci adım, çocukluğuna. İkinci adım, kayıplarına. Üçüncü adım, kırgınlıklarına. Dördüncü adım, affedişine… Ve sonra durdu. Kalbi, yıllardır aradığı o evdeydi. Beşinci adım… Bu adım bir kaçış değildi.”

Kaçmakla kendine doğru yürümek arasındaki mesafeyi düşünüyorum. Dışarıdan bakıldığında bir insanın uzaklaşması, geride bırakması ya da kendi yoluna gitmesi kaçış gibi görünebilir.

“Dört duvar arasından kaçmak değildi mesele… Mesele, o dört duvarın içinde kendi göğünü bulabilmekti.”

Bu cümlenin altını çizmek istiyorum. Çünkü insanın kendi göğünü bulması, başkalarının çizdiği sınırları aşmasından daha fazlasından bahsediyor. Kendini tanımayı, geçmişiyle yüzleşmeyi, neyi affedebileceğini ve neyi istemediğini bilmeyi… Belki de en zoru, başkalarının kendisine verdiği isimlerden sıyrılıp kendini tanımlamayı.

Sana asi dediler, isyankâr dediler, deli dediler. Peki, bir insanın kendisine biçilen role sığmaması gerçekten bir kusur mudur? Coşkun akan bir nehir, bir testinin biçimini almak zorunda mıdır? Yoksa kendi yatağını bulmak için akmaya devam mı etmelidir?

Biliyorum, her insanın hikâyesi seninki gibi değil. Herkes aynı cesaretle karşı koyamıyor, herkes kendi yolunu kolayca bulamıyor. Kimi zaman insanın içinde yaşadığı duvarlar taşlardan değil, korkulardan, alışkanlıklardan ve başkalarının sesinden örülü.

“Birkez daha anladı Züleyha. Beşinci adım, duvarlardan dışarı değil… İnsanın kendi kalbine attığı adımdır.”

Sevgili Züleyha, seninle konuşurken yalnızca seni değil, kendi yolunu arayan herkesi düşünüyorum. Bazen insanın elinden tutacak birine ihtiyacı vardır; bazen de kendi kendiyle baş başadır. Belki güç, yeniden ve yeniden denemektir. Sabırla, düştüğün yerden kalkarak. En önemlisi seni kurtaracak o kahramanı bekleyerek değil kendi kendinin kahramanı olarak.

Sana ve senin gibi kendi göğünü arayanlara selam olsun.

Selam olsun Züleyha’lara, selam olsun Deli Bal’lara…

Bu Eseri Paylaş:

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

ZÜLEYHA’YA BİR MEKTUP-ZEYNEP KIVANÇ’IN ROMANI ÜZERİNE

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co