sv

Gece Yarısı Treni – Kitap Yorumu

24 Ekim 2026 17:39

Kitap Adı: Gece Yarısı Treni

Yazar: Matt Haig

Çeviri: Kıvanç Güney

Sayfa sayısı: 296

Kitap türü: Roman / Fantastik kurgu

Bu hafta okuduğum kitaplardan biri de Gece Yarısı Treni oldu. Günümüzün adından sıkça söz ettiren yazarlarından Matt Haig’in bir kitabını daha okumuş bulunuyorum.

Kitaptan farklı bir beklentim vardı ama nedense Gece Yarısı Kütüphanesindeki o “vay be!” etkisini bu kitapta yaşayamadım. İsterdim, çok isterdim.

Gece Yarısı Kütüphanesini okuyalı birkaç yıl oldu ama bende bıraktığı etkiyi hâlâ hatırlıyorum. Kitabı okurken merakıma yenik düşüp uykusuz kaldığım, “Ne olacak, şimdi ne olacak?” diye sayfaları çevirdiğim günleri unutmadım.

Gece Yarısı Treninde ise benzer fikirlerle karşılaşsam da aynı tadı alamadım.

Önceki kitabı bana hatırlattı ama bu kez o merak duygusuyla işlerimi bırakıp okumaya devam etmedim. Belki de beklentim çok yüksekti, kim bilir?

Peki, kitapta neler var derseniz…

Hayaletler, sizi bir zaman diliminden alıp diğerine hızla taşıyan bir tren yolculuğu ve tabii ki gece, kütüphaneler, kitaplar.

Kitap adları havada uçuşuyor. Bu yüzden okurken daha önce okuduğunuz kitapları da hatırlayabilirsiniz.

Başka ne var? Geçmiş yıllar ve o yıllara yapılan kısa ama derin yolculuklar.

Bir başka deyişle, tecrübeler.

İnsana kendisini hatırlatan bir kitap, desek yanılmış olmayız.

Bana göre kitaptaki en dikkat çekici bölüm şu:

“Yavaşlamasını istiyordu. O zamanın değil, şimdiki anın, izlediği geçmişin… O günlerin birer asır gibi geçmesini istiyordu. Yok, geçmesini falan istemiyordu. Trenin o yaşam diliminde bir yerde durmasını ve orada kalmayı istiyordu. O yaşamdaki bir anın içinde sonsuza kadar onunla birlikte yaşamayı, o anı çiçek gibi koparıp bir kitabın içine koyarak ilelebet o sayfada kalmayı istiyordu.”

Kısacası, bazı anları hatırlamak yetmez; insan bazen onların içinde yaşamaya devam etmek ister.

Kitaptan aklımda kalan alıntılar:

– “Bir kitabın içinde sonsuz duygu olabilir ama kitabı bitirip kapatarak kitaplığa geri koyduğumuzda, kabullenmekten başka ne yapabiliriz ki?”

– “Derken manzara ıssızlaştı. Hatta çöle dönüşerek karanlığa gömüldü.”

– “Umudun, özlemlerin ve gençliğin suçluluk duygusu ve pişmanlıkla karıştığı yıllar.”

– “Ama ne derler bilirsin, yılların uzunluğu değil, derinliği önemlidir.”

– “Günah da yok, erdem de. İnsan bir şeyler yapıp duruyor işte.”

– “Annesinin mezarıyla konuşan biri olarak seni yargılayamam.”

– Ömür boyu yol gösterecek yaşam felsefesi: “Akışa bırak.”

Gece Yarısı Kütüphanesini okuduysanız Gece Yarısı Treni sizde aynı etkiyi yaratmayabilir. En azından bende yaratmadı. Ama benzer fikirleri farklı bir yolculukta ele alması ve düşündüren bölümleri nedeniyle yine de bir şansı hak ediyor.

Matt Haig’in diğer kitaplarını da merak ediyorum. Bakalım sıradaki kitabında beni nasıl bir yolculuk bekliyor? Bu kez o eski “vay be!” duygusunu yeniden yaşayabilecek miyim?

Bu da benden olsun:

“Bazı yolculuklar insana çok şey katar, en çok da insana kendisini hatırlatır.”  Aylin Özgür

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

Gece Yarısı Treni – Kitap Yorumu

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co