
Aslında dünya hiçbir zaman kölelikten kurtulmadı — bunun farkında olan var mı?
Hepimiz hâlâ birilerinin kölesiyiz.
Hatta daha da ileri gideyim:
Programlanmış köleleriyiz.
Yaşıyoruz, nefes alıyoruz diye kendimizi birilerine borçlu hissediyoruz.
Daha doğrusu, öyle hissetmek zorunda bırakılıyoruz.
Sanki sadece çalışmak ve uyumak için dünyaya gelmişiz gibi.
Nesiller boyunca aynı döngü:
Ekonomik krizler, yoksulluk, ağır yükler, savaşlar, göçler, eşitsizlikler, haksızlıklar, kötülükler, kötü alışkanlıklar, eğitimsizlik…
Ve tüm bunların ortasında insan, hâlâ “özgür” olduğunu sanıyor.
Özgürlükten, eşitlikten, fikir özgürlüğünden bahsediyorlar.
“İstediğin işi yap” diyorlar.
Peki gerçekten kaçımız istediğini yapabiliyor?
Var mı gerçekten insan hakları?
Uzaktan bakınca var gibi — Everest Dağı’ndan mesela.
Ama gelin biraz yaklaşalım.
Şu “hak, hukuk, insanlık” konularında konuşanlara dikkat edin.
İyi bakın…
Biri zirvede,
Diğeri köle — pardon, “işçi” sınıfında.
Ne görüyorsunuz?
Ne hissediyorsunuz?
Zirvedeki özgüvenle konuşuyor.
Diğeri ise tereddüt ediyor:
“Konuşsam mı, konuşmasam mı?”
Sonra kendi kendine diyor ki:
“Ben şimdi şikayet edersem, belki elimdekileri de kaybedeceğim.
Ama konuşmazsam?
Sabah 5’te uyan, işe git, akşam 9’da uyu…
Hiçbir aktivite yok, hiçbir özel uğraş yok.
Hobi mi? O ne ki?
Tatil desen, işverenin merhametine kalmış.
Böyle bir yaşam için bile savaş veriyoruz.
Bir de gerçek savaşlar var —
Yine birilerinin egosu için ölmeye mahkûm bırakılan köleler…
Kim onlar?
Tepede olmayanlar.”
Bir de savaşlar üzerinden prim yapan,
Sözde “insan hakları savunucuları” var bu dünyada.
Belki alkış için yaptılar,
Ama o alkışlar bile samimi değildi.
Çünkü her şey önceden yazılmış bir senaryoydu.
Oynaması gerekenler oynadı.
Ve olan yine — tepede olmayana oldu.
“Ha, yarın mı?” diyorsun…
Kim bilir?
Belki her şey daha iyi olacak.
Belki de sadece nefes alıp, karnımız doysun diye
Yine kendimizi unutup çalışacağız.
Ama belki bir gün, herkes mahkûm olduğu zincirleri kıracak.
Ve her şey daha güzel olacak…
Daha insani, daha hakkaniyetli.
Çünkü her daim bir umut vardır.
Aylin Özgür
DÜNYA HİÇ-AYLİN ÖZGÜR
Yorum Yaz