sv

VİRTİYÖZ-NAMIK BUDAK

26 Ekim 2026 09:35

VİRTİYÖZ

-Neredesiniz ulan zırzoplar?

-Düm tek… Düm tek… Düm teka düm tek…

– Hay ben sizi…

-Li li lili… Düm tek… Li li lili… Düm teka düm tek…

Düdüğüne asıldı Bekçi Hasan…

-Düütt düüütt düüüüütt

İlkel koronun sesi bir Aşağıki Çeşme’den, bir Mustafa Aga’nın kahvenin köşeden geliyordu. Şimdi de cami yokuşundaydı. Oflaya pufyaya çıktı yokuşu koca göbeğiyle. Kimsecikler yoktu. Kırdı dümeni sola Pınka’nın dükkândan, Celayirler’in avluyu geçti, ses gene uzaklaşmıştı. Bir iki adımladı, Gazilerin aralıktan bakındı yok, yok, yok… Hacer Abalardan aşağı koptu, bir iz vardı şimdi, ses yaklaşıyordu. Yakalanmışlardı. Şahinlerin demirci dükkânında kıstırdı müzisyenleri: Celal elinde flütle ayakta fiyuv, fiyuv fiyuv, Erhan akordiyonuna eğilmiş, tuşlarının yerini belliyor, bir diğeri darbukayla düm teka düm tek.

-Yakaladım sizi Allah’ın dümbelekleri.

Geçen pazardı, milli maç sonrası dört arkadaş aralarında görünmez bir işaret diliyle toparlandı, kahvenin köy meydanına bakan tek masasını terk etti. Masadaki bordo örtünün bir ucu aşağıya sarkık bırakıldı, dört sandalyenin üçü feleğe küskün cayırtılar çıkararak olduğu gibi terk edildi. Bir tanesi masaya itinayla yanaştırılmış, bırakılmıştı. Erhan’ın sandalyesiydi bu, kahvecinin emeğine saygıdan mı, düzene olan düşkünlüğünde mi bilinemedi.

Fevzi Çakmak Caddesi (Şimdinin Atatürk Caddesi) boyunca gündoğumuna, köy girişine adımlamaya başladılar.

-Armut’a!

Salih’ti bu. Armut olarak kast ettiği de, Yarançuların tavukhane bitişiğindeki armut ağacıydı. Şimdilerdeki Abişoğlu Pastanesinin bulunduğu yer. Turlar da ya Kocameşeler’e kadar olurdu, ya da biraz uzatılınca Armut, daha da uzun tercih edilirse “Bıçkıya” kadardı. Bıçkıya bir anlam veremediniz belki: O zamanların hızar atölyesi, şimdinin benzinliği: Korkut Petrol.

-Bırr…

-Ne bırlıyorsun lan… O kadar da soğuk değil. Ama bi’ şey giymemişsin ki!

Soğuktu. Hepsinin ağzından duman çıkıyordu. Kırağılar başlamıştı. Güneş varken iyiydi de akşamın bu saatinde iş biraz zordu.

Salih, Abraş Hasan’la Selimi işaret ederek:

-Ne sakinlik bunlarda yahu!

-…

-Oğlum Erhan, sana diyorum… Sahi Celal nerede bu akşam?

Evet, çok rahat hareketlerle adımlıyordu bu ikisi, Celal mevzusu için de muzip baktı arkadaşına:

-Erken kaçtı bu akşam eve.

-Hey yolun ortasından gitmeyin be!

-Ne var oğlum, araba mı geçiyor?

-Ne bileyim, bir o yana bir bu yana, ne bu böyle sarhoş gibi.

Hep bir ağızdan konuşulduğu, kimsenin kimseyi dinlemediği, esprilerin havalarda uçuştuğu sıradan bir yürüyüştü bu Görükle Savanalarında. Ergenlikten yeni çıkmış bu klik, illaki espri yapacaktı, olmazsa olmazdı. İlla kakara kikiri, illa bir kişinin taklidi yapılacak ve illa ki de abartılacaktı.

-Atatürk…

-Aferiiiiin!

-İnönü….

-Ağzın yamulaaaaaa!

Leylek Ali Abi’yi dillerine dolamışlardı o gece, daha da çok tekrarlanacaktı bu replikler. Elindeki bastonu da taklitlerine katacaklardı. Eğleneceklerdi…  Erhan’ın yüzü asıldı, komşu amcayı tiye almalarına bozulmuştu.

Biraz hassasiyet. Yaşlıya saygı.

Zafer’le “alt mı üst mü” oynarken (o gün Zafer epey bir ütmüştü kendisini, bütün Göztepe serisini kaptırmıştı) yanlarına gelmişti Ali Abi. İzlemişti onları, “aferin çocuklar,” demişti, “ne güzel uslu uslu oynuyorsunuz, pek terbiyeli çocuklarsının. Aferin size de, babalarınıza da!” Tatlı bir komşu amcaydı. Onu kızdırmak da neydi?

Niye insanların zaaflarını kullanırlar ki… Koskoca adam, iki karış boyuyla çocukların onu kızdırmaları niye. Kabul edemiyorum ben bunu. Ne olursa olsun yaşlı adam. Yaşa saygı. Edep ya hu! Ben meselâ, hayatta… Biz kim oluyoruz ya. Senin amcana, dayına, dedene bunu yapsalar, he… Babana yapsalar…

Babasını düşündü, sanatçı babasını. Akordeon çalışını, udun başında, kucağında kanunuyla düşündü öylece, yüzünde gülücüklerle müzik yapışını. “Babam,” dedi, “ben de onun gibi olacağım. Onun yolundan gideceğim.” Gitti de. Çok değil iki yıl sonra Bursa’nın bir numaralı kanun hocası Doğan Şenmızrap’tan –sadece birkaç ay- ders aldı, bir kanun virtüözü oldu. Müzikhollerin, tavernaların aranan sanatçısı oldu, Bursa’da, Mudanya’da, son yıllarında da Ayvalık’ta… Kısa ömründe babasını, Bayram Muhallimi örnek aldı, onun yolundan gitti.

-Oğlum yolundan gitsene!

Salih’in dürtmesiyle kendini sola, mezarlığın karşısına attı gayriihtiyarî. Selim’le Hasan sağda, birkaç adım daha attılar ve mezarlığın alçak duvarında bir hareket fark ettiler hep birlikte. Bir şey göründü kayboldu. “Ne oluyor?” demeye kalmadı, beyaz bir örtü dalgalandı, yükseldi, mezarlık duvarından üstlerine çöktü. Çöktü ki ne çöküş…

-Hay senin…

-Anam anam…

-Kaçın!..

-Ananı avradını…

Beyaz örtü Selim’e sarılmıştı bile, kaçmak ne mümkündü.

-Dur!

-Vur!

-Ben sana dur dedim, vur mu dedim…

Pam, küm, arbede şiddetliydi, kim kime vuruyor belli değildi ama hayalet epey hırpalanmıştı.

-Durun be, durun… Yapmayın be, hey… Benim ben.

Ses tanıdıktı, ama kimsenin tanımaya cesareti yoktu, Allah’ını seven vuruyordu. Herkesin haberi olduğu, bildik bir senaryoda Şahin Celal yediği bir araba dayakla ısınıyordu. Amaç kurgudan habersiz Selim’e oyun oynamaktı, tutmamıştı. Yolun karşısına itilen Erhan hariç bütün ekip dozer misali geçmişti üzerinden. Korkudan, üçü birden pis dalmışlardı.

Böyle de şaka mı olur… Mezarlıkta hayalet şakası, olacak şey mi…

-Yapmayın yav, durun,  yeter…

Yetmemişti, durduramamıştı Zavallı Erhan grubu. Bilinen bir şaka, üç bilinmeyenle sonlanmıştı: Üç bilinmeyenli denklem!

-Yahu ne tekmeliyorsunuz, Celal bu, Celal!

Celal bunun altında kalır mıydı? Kalmadı. Bir planı vardı, işleyecekti:

Örgütü ele verecekti, verdi de… Başlar öne eğik, zapartayı yiyeceklerdi.

-Ne sırıtıyorsun lan sen!

Celal de eğdi başını.

-Ne kaçıyorsunuz lan, ne bu gürültü, he? Milleti uyutmayacak mısınız?

Köyün iki bekçisinden biri olan Hasan Abi, (Diğeri Bekçi Ahmet) Murtaza kadar değildi belki, ama işini ciddiye alıyordu. Amacı bu küçük orkestrayı dağıtmaktı, müzik aletlerini göstererek:

-Ben bunları bir yerlerinize …? Herkesin elindekini tek tek alıp…

-Kih, kih, kih…

-Ne kikirdiyorsun lan Celal?

-Hasan Abi, benim flüt bana tamam da… Ya darbuka?

 

25.10.2026

Namık Budak

namikbudak@gmail.com

Bu Eseri Paylaş:

etiketlerETİKETLER

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki içerik:

VİRTİYÖZ-NAMIK BUDAK

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co